sözlükçülerin rüyaları – Tıbbiyeli Sözlük
Sizi karada ve denizde gezdiren O Allah’tır. Bindiğiniz gemi, tatlı bir rüzgârla yolcuları alıp götürürken herkes büyük bir neşe içinde sevinir. Derken şiddetli bir fırtına kopup, dalgalar kendilerini her yandan sarınca ve dalgalarla iyice kuşatıldıklarını anlayınca, bütün samimiyetleriyle Allah’a yönelerek: “Eğer bizi bu felâketten sağ sâlim kurtarırsan hiç şüphesiz artık şükredenlerden olacağız” diye yalvarıp yakarırlar.

Fakat (Allah) onları kurtarınca, haksız yere yeryüzünde fesad çıkarırlar. Eyinsanlar! Fesad çıkarmanız ancak kendi aleyhinizedir; dünya hayâtının (az bir) menfaati(nielde edersiniz ama), sonra dönüşünüz bizedir; artık (biz de) yapmakta olduklarınızı (hesâb sormak üzere) size haber veririz.

Yunus 22-23

Ey alemlerin Rabbi olan allah’ım, bizi itaate yüz çevirenlerden, nankörlerden, şirk koşanlardan, çok nankör hainlerden, ayetlerini inkar edenlerden, yeryüzünde fesad çıkaranlardan eyleme ya erhamerrahimin! Ya maliki yevmiddin!

Bizi de sana itaatkar olup ihlaslı bir şekilde sana ibadet edenlerden ve sıratı müstakim ehlinden eyle amin amin amin!
Her türlü dünyevi kurtuluş yolunun bittiğini fark edip İbadet ve zikirden başka hiçbir şey yapmıyorum tabi ki. Ve sonra uyanıyorum. O zorlu fırtına içinde nasıl ihlaslı bir şekirde Allahı zikrettiğimi ve ibadet ettiğimi fark edince korkuyla karışık
Aklıma bu ayetler geliyor:
Denizde size zarar (boğulma korkusu) dokunduğu vakit, O'ndan (Allah'dan)başka yalvarmakta olduklarınız (hatırınızdan) kaybolup gider. Fakat, sizi karaya(çıkarmakla) kurtarınca da (O'na itâatten) yüz çevirirsiniz. Zâten insan çok nankördür.
İsra 67

Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a özgü kılarak O'na dua ederler. Fakat onları karaya çıkarıp kurtardığımız zaman, hemen şirk koşarlar.
Ankebut 65

Hâlbuki onları (dağlar büyüklüğünde) gölgelikler gibi dalgalar kapladığı zaman, dinde O'na (karşı) ihlâslı (samîmî) kimseler olarak Allah'a yalvarırlar. Artık onları karaya(çıkararak) kurtarınca, bunun üzerine içlerinden bir kısmı (îman ve ihlâs üzere kalarak) orta yolu tutan bir kimse olur. Zâten âyetlerimizi ancak çok nankör olan herbir hâin bilerek inkâr eder.
Lokman 32
Bu aralar baya yoğunluktan tesbihatları ihmal ediyorum.
Bir de seferi olduğumdan namazları birleştirip ikişer ikişer kılıyorum.

Rüyamda da bir yerin çatısındaydık, yürüyorduk, bir anda biri beni kavrıyor aşağı doğru atıyordu, zamanım gelmiş herhalde diyip teslimiyetle hatta secde eder gibi ibadete zikire başlıyordum.

Sonra aynı rüya mı emin değilim, arkadaşımla telefonda konuşup bu olayı anlatırken, bir anda yani nerdeyse böyle ayağımın altındaki dünya değişiyor korkunç bir fırtına kopuyor. Hem de nasıl korkunç.

Diyarbakırdaki gülhatın çocuk odasındayım. Yine ranzanın üst katındayım. Yağmur odanın içine doluyor. Kapı pencere hiçbiri kâr etmiyor.

Yapacak hiçbir şeyim yok yine zikire ibadete başlıyorum. Sonra biraz dizginleşiyor. Sonra sanki altımdaki dünya yine değişiyor yine telefonda arkadaşımlayım. Ona soruyorum az önceki korkunç fırtına sizde de oldu mu yoksa ben bir nevi rüyanın içinde miyim diye. Yok olmadı diyor anlıyorum rüya gibi bir şey oluyor derken tekrar dünya değişiyor tekrar fırtına başlıyor.
boru gibi mikro soruları( yav zaten bir bakteri milyar tane hastalık yapıyor en uçtakini de sormayın pls)
biraz yürüyünce kumar oynayanları görüyorduk, ben onlara bakınca bile param azalmaya başlıyordu, çok pahalı çok pahalı diyip o tarafa hiç bakmadan yürümeye çalışıyordum.

param da sanki altın coin cinsindendi. satranç oynamaya tam oturuyorduk ki sabah namazı alarmım çaldı uyandım.

Bir de ben bu skilleri saklıyor kimseye demiyordum. Bir ara yengem galiba benden bir şey istedi. O şeyi gidip almak yerine avuç içime çektim. 3 m mesafe bi şey.

Bi eleman gördü, ip mi var la nerde ip nasıl yaptın vs baya darladı. Yengeme bunda bir şeyler var diyince o hiç takmadı. Sanki o belki biliyordu da görmezden geliyordu.

Ben de işi salağa vurup geçiştirdim.

Baya uzun süre devam etti sanki rüya, normalde böyle rüyalarda içimde kalıyor aşırı bu skilleri kullanmadan bu rüya bitiyor.

Bu rüyada uyanınca ne uzun sürdü be ya gibiydim.

Dondurmalı çerez çok güzeldi annemle yediğimiz.
dört kişi beraber bir evde kalıyorduk.

bir tanesi yengemdi sanki, eşine bir şey mi oluyordu ne oluyordu.

ben çok yakın zamanda matrix izlemedim ama sanki gaybdan bir ses bana bazı skiller öğretiyordu.

elime çok sağlam bir update gelmiş gibi oluyordu. elimle parmaklarımı toplayıp uçlarını birleştirince ve sonra salınca mesela hay hu diyince insanlara bir nevi ibret gazı salıyordum insanlar kısa süreliğine dini konuları düşünüyordu.

ilk birkaç denemem başarısız olsa da uçabilmeye başlıyordum. uçup çatılara felan çıkıyordum ve hep bu ibret gazını sıkıyordum genelde böyle şeyleri yaparken.

bazen sıkınca bazı evlerden allah diye bağırıp vecde gelenler oluyordu.

eşyaları avuç içimle itebiliyor ya da çekebiliyordum.

yemek istesem mesela avuç içimle bir yerlerden bir şeyler çekiyordum. kaldığım evin tüm masraflarını bu konuda ben karşılıyordum.

bir ara dondurma çekiyordum mesela, annem benim kaç tane yediğimi bilmediğinden yine bana bırakmak istiyor ama ben önceden baya yediğimi söylüyordum.

evdeki dört kişiden birine başkası sorunca mesela hiç kira vermediğini duydum.

ben bana gelen bu özelliğin yengemin acizliğine binaen verildiğini tahmin ediyordum. çünkü amcam yoktu ortalıkta.

nerdeyse sınırsız para kazanıyordum, ne alsam ne yapsam hiç param eksilmiyordu, sadece bir ara underground bi yere girdik, girişte flemenkçe konuşan bir çocuk vardı, ona ibret sıktım, önce bunun kokusu çok garip ve ik vind dit so raar van jou gibi bir şeyler dedi ama ibret kafaya vurunca sakinleşti.
Bir yerde yemek yiyorduk. Yemek tatli çay vs yaptık. Hakan fidan da restauranttaydı. Hatta yönetici olarak mı ne çalışıyordu. Bizim yemek bittikten sonra masayı topladılar. Sonra kuzenim içecek aldı bir yerden. O içeceği yine masada içek dedik. Sonra bir ailenin zoruna gitti vip masada başka yerden aldığımız içeceği içmemiz ve gelip yanımıza oturdular. Eğer bu içecekle vipte oturuluyorsa biz de otururuz dedi teyze. Sonra beni baya sıkıştırıyor. Biz gülüyoz kuzenimle çok umrumuzda değil.

Neyse teyze biz yemek tatlı çay vs içtiydik de şimdi iki saniye şu içeceği de içelim dediydik dedim. O da utandı biz kalktık. Kuzenim lavaboya giderken hakan fidan beni çağırdı.

Yzy senin gibi birinden yararlanmak istiyoruz dedi. Bak şu elemanımız geçen solcu bir partiye kaydoldu mesela dedi. Sonra ben baya streslendim bana akp’ye katıl diyecek diye. Nasıl cevap vereceğimi de bilmiyorum. O stresten uyandım adamcağıza söyletemedim diyeceğini.

Reis okuyorsan bana yaz :ddd
Ateşkes dolayısıyla zahra bana eski binasını göstermek istiyordu. Ateşkesten dolayı güvenli olduğunu söyledi. Hayır dedim ama ne yaptım ne ettim dinletemedim. Zorla bizi binaya götürüp bize eski eşyalarını gösteriyordu. Biraz takıldık felan sonra zahra binanın yangın merdivenlerinin oraya gidince headshotı yedi. Yanımda olan kadın çıldırdı. Ateşin geldiği yere doğru bağırıp sizde hiç merhamet yok mu vs diye bağırıyordu. Susturdum içeri geç dedim yangın merdiveni kapısını da kapattım.

Üç kişi kalmıştık ama her kafadan farklı sesler çıkıyor panikle ne yaptıklarını bilmez haldelerdi. Benim aklımda bir iki plan vardı. İkna ettim birine telefonla polisi arattım diğerini de kapının oraya doğru koydum eğer ses gelirse kaç ve hemen bu tarafa gel ve bize söyle diye.

Polis daha cevap vermeden kapının ordan bir kadın geldi. Kısa boylu sevimli bir şey. İnebilirsiniz diyor gülümsüyor. Ben daha diğerleri inmeden hemen aşağı indim ve bir sürü shitrail askeri görünce sakın inmeyin diye bağırıp yukarı çıktım. O kadını da kucağıma alıp önce onu da güvenli yere odaya götürüyormuş gibi yaptım sonra içeri girince bıçağı boğazına dayayıp rehin aldım.

Polis açtı ama yanımdakiler polise boş şeyler diyordu ve ben bir türlü daha elimde rehinenin olduğunu bile söyleyemiyordum kimse beni dinlemiyordu. Öyle rüya bitti.
b:
-hocam siz aydın olduğunuzu söylüyor iddia ediyorsunuz ve aynı zamanda 22 yaşındaki bir gencin fikirlerini cesurca söylemesinden rahatsız oluyorsunuz. bu ülkede tüm gençler Kemalist olup biosuna Mustafa Kemal Atatürk yazmak zorunda mi? Kemalist düşünceye sahip olmayanlar da her zaman fikirlerini saklayıp ezik bir şekilde mi davranmalı?

hayır yanlış düşünsem bile 22 yaş genç bir yaş değil mi? neden beni ikna etmeye çalışmak yerine ifşaliyor telefonumu hackliyor tehdit mesajları gönderttiriyorsunuz?

telefonumun hacklenip tehdit mesajları geldiğini duyunca baya şaşırdi. inanmadı.

f.a:
-ne hacklemesi ne tehditi. ben kimseye öyle bir şey demedim ve kimse böyle seyler yapmaz aç göster bakayım telefonunu dedi.

telefonu açtım. ikide bir kameranın açılıp yayın yapıldığını bana ikide bir gelen aramaları ve tehditleri gösterdim. baya şaşırmış gibi davrandi. kendi telefonuyla benim telefonumun fotolarını çekti. bu işte bir şey var biz böyle bir şey yapmayız vs dedi..

b: hocam siz kendi tabaninizi hiç mi tanımıyorsunuz? hemen hepsi böyle. çoğu da ya ergen ya da ergenligi atamamis gençler. size kuzenimin profilini göstereyim (beraber büyüdügum hem amca hem teyze oğlumun biosunda militarist Kemalist yazıyor ciddili) girdiği havalara baksanız devletin yegane koruyucusu zannedersiniz. farklı her görüşe küfrederler her zaman bullylerler ve birinin sesi yüksek çıkmaya başlayınca sesini kesmeye çalışırlar bunlar dedim.

o da hâlâ telefonumda ne olup bittiğine şaşkın telefona bakıyor ve bekle ben bir şeye bakacam birini çağırabilirim deyip bir yere gitti ve rüya da bitti.

yanında birkaç kişi daha vardı. dedi ki bizim insanımız yöneticileri çok ilahlastiriyor. bir gün duydum ki bir tanesi Tayyip menâr bir adamdir demiş dedi ve kahkaha attı üstteki videodaki gibi. öyle bir güldü ki yere düşecek gibi oldu yaşlılıktan ben tuttum. menârın da anlamını bilmiyordum da uyanır uyanmaz baktım şöyle anlamları varmış:
Fener, aydınlatıcı ışık.
Nur yeri. Fener kulesi.
Câmi minâresi.
Yol işaretleri.
Nur, ışık yeri.
Yol işaretleri.
Fener kulesi.
Işık tutucu.

ben de güldüm. muhtemelen hâlâ kut inancinin kalıntılar var millette dedim. olabilir dedi yine güldü biraz.
sonra ben reis artık bitir şu işi ya dedim. sessiz kaldı. sen bitirmezsen ben bitirecem haberin olsun dedim. bu ülkenin Kemalizm'den kurtulması lazım dedim. bana onaylayici bir şekilde bakıyordu ama yine de sessizliğini muhafaza ediyordu. ben de Allah bu ülkede put bırakmasın diyerek ve ondan ümidim biraz kesilmiş gibi yanından ayrıldım ve bu fatih Altaylı hiyarinin odasına gittim.

makam odasında benim bir esyam vardı. ne esyam olduğunu bilmiyorum da girdim o masasinda oturuyordu ben de karşısındaki koltuğun arkasından eşyamı aldim. ben eşyamı alırken hemen fotomu çekti. koltuğa oturdum iki baş parmağımı da kaldırarak böyle de çek dedim. öyle de çekti.

ben:
-hiç konusacak misiniz yoksa?

f.a:
-yok ben sizin gibilerle konuşmam.

b:
-hani konuşarak anlaşmak müzakere etmek gibi şeyler vardı.

f.a:
-bundan sonra böyle.

bundan sonra demesinin sebebi sanki gittiğim zaman Tayyip yine yeni bunlara karşı bir seçim kazanmıştı.