film gibi rüya görüyordum çok çarpıcı ve korkutucuydu. Diyarbakır'daydim. vefat etmiş babaannemin evinde bağlardaydım. sonra aşağıdan sesler gelince pencereden aşağı baktım. gıdım ilerlemeyen trafik ve sivil araçların içerisinde uzun namlulu silahlı polisler gördüm. sıkış sıkış kucak kucağa oturmuslardi. arabanın içine ne kadar sigilabilecekse sığdırılmış gibiydiler.
ben pencereden bakınca çok sıkıntılı ve stresli olduğu anlaşılan bir kadın polisle göz göze geldik. benim bakmamdan bile korkuyor tedirgin oluyordu. sonra ilerde silah sesleri duyuldu. babaannemin binasına da bir şey oldu bir tarafları çöktü biz korkuyla aşağı indik. aşağı inince polislerin çoğu öldürülmüştü.
ben hemen ölen bir polisin uzun namlulu silahını alıp ortamı gözlemeye başladım. bazı polisler bir dükkanın içine sığınıp mevzi yapmaya başlamışlardı. bazıları da yardırıp içerde kim varsa sıkıyordu. polislere sıkanların tipleri hiç hoşuma gitmedi. polisler üniformalı olduğu için sokağa çıktıkları gibi öldürülüyorlardı. ben ise elimde uzun namlulu silahla onlara sıkanların sağ çaprazında duruyordum.
dayanamadım. içeriye sığınmış olan polislere sıkan en az üç kişiye sıkıp öldürdüm. öyle cehennem gibiydi ki kimse benim sıktığımı fark etmedi. ben de etmesinler diye elimden geleni yapıyordum zaten. bir tanesi hâlâ ısrarla hiçbir şey yapmayıp sadece yaşamaya çalışan polislere sıkıyordu. ona da birkaç kurşun attım ama hep ıskaladım. bu sıkan adam Tahir elçiyi öldüren adamlardan birine benziyordu şimdi yazarken fark ettim. yani kendisi de polise çok benziyordu.
ben pencereden bakınca çok sıkıntılı ve stresli olduğu anlaşılan bir kadın polisle göz göze geldik. benim bakmamdan bile korkuyor tedirgin oluyordu. sonra ilerde silah sesleri duyuldu. babaannemin binasına da bir şey oldu bir tarafları çöktü biz korkuyla aşağı indik. aşağı inince polislerin çoğu öldürülmüştü.
ben hemen ölen bir polisin uzun namlulu silahını alıp ortamı gözlemeye başladım. bazı polisler bir dükkanın içine sığınıp mevzi yapmaya başlamışlardı. bazıları da yardırıp içerde kim varsa sıkıyordu. polislere sıkanların tipleri hiç hoşuma gitmedi. polisler üniformalı olduğu için sokağa çıktıkları gibi öldürülüyorlardı. ben ise elimde uzun namlulu silahla onlara sıkanların sağ çaprazında duruyordum.
dayanamadım. içeriye sığınmış olan polislere sıkan en az üç kişiye sıkıp öldürdüm. öyle cehennem gibiydi ki kimse benim sıktığımı fark etmedi. ben de etmesinler diye elimden geleni yapıyordum zaten. bir tanesi hâlâ ısrarla hiçbir şey yapmayıp sadece yaşamaya çalışan polislere sıkıyordu. ona da birkaç kurşun attım ama hep ıskaladım. bu sıkan adam Tahir elçiyi öldüren adamlardan birine benziyordu şimdi yazarken fark ettim. yani kendisi de polise çok benziyordu.