ananı avradiniiiii
aşırı gerçekçiydi bilincim aşırı açıktı what the fuckkk
uyanır uyanmaz telefonu açıp bunu yazabiliyorum zaten uyanık gibiydim normal rüyalarda uyanınca uykulu oluyorum hâlâ ama bu öyle değildi.
korkunç sonlu..
en son uyuyordum. kalkiyordum. kalkınca telefonumda mesaj görüyorum. peder aramış birkaç kere ve bir tanıdık mesaj atmış okul fiyatları ile ilgili. ben gerek yok diye mesaj atıyorum, online olduğumu görünce arıyor ama ben yeni uyandigimdan yeni uyandım sonra konusak diye mesaj atıyorum, kapatıyorum.
sonra, fark ediyorum ki ben kendi odamda değilim. uyuduğum yerde değilim. what the fuck oluyorum. ayağa kalkıyorum. millet var, onlar uyuyor. hepsi erkek. telefonu alip araya çıkıyorum. kaldığım yerin Suleymancilar olduğunu anlıyorum mavi takke ve beyaz gömlekten. birkaç kişi uyanık. yaşlı bir kadın ağlıyor gibi, diko adlı eulu bir erkek bir de iki Süleymanci beyaz gömlek mavi takke. bunlara diyorum ki ben burda uyumuyordum onlar da diyor ki buna benzer olaylar oldu daha önce. belki biri şaka yapıyordur. o an aklımdan bu Süleymancilar zihnimle oynayıp acaba benim haberim olmadan beni oraya mı getirdiler diye geçiyor. benim de bu zihin manipülasyonunu öğrenmem lazım diye aklımdan geçiyor. çünkü uyurgezerlik diye bir olayım yok ve bilincim çok açıktı.
bir yerlerden yine parti sesi geliyor ama bu sefer partide Gülpembe çalıyor. yukariya, kendi katima çıkınca İngiliz arkadaşimi görüyorum. sesi o da duyuyor. beni gorunce başlıyoruz beraber Gülpembe'yi söylemeye. karışık kısımları o söyleyemiyor ama sen gülünce güller açar Gülpembe kısmını iyi söylüyor. ben de söylüyorum sarılıyoruz sonra odama gidiyorum.
uyumaya çalışıyorum yine. bir yerlerden, ikide bir kapıdan ses geliyor. önce umursamıyorum. rüzgardır diyorum ama içten içe her kapının sıkı sıkı kapalı olduğunu iyi biliyorum. başka varliklarsa da seyimde değil uyumam lazım diyorum. diyorum ama bir kere ürperiyorum pustlarin sesi çok gelince. hatta acaba arkadaşlar kapıyı mi çalıyor diye düşünüyorum. sonra, o anda karabasan hissine yakın bir his geliyor. aha karabasan geliyor diyorum ayağa kalkıyorum. kapıyı biri mi çalıyor diye kontrol ediyorum ve kimse yok. sirtimin sol tarafında bir acı var (şu an hâlâ ciddi ciddi ora sızlıyor baya) acı gittikçe artıyor ve ben o varlığı hissediyorum açık açık ve hem sure okumaya hem de acının olduğu tarafa doğru yumruk savurmaya başlıyorum ama çok hızlı kaçıyor pic.
normalde kaç karabasanda bildiğin gelen varlığa yumruk sallayarak kacip gittiklerini biliyorum. eskiden çok karabasan olurdu. ama manevi güçlülesince durmuştu. bir ara, tanımadık bir yerde kalınca çok zayıf bir varlık denemisti ama içimden gülmüştüm bu beni tanımıyor diye. eline öyle bir yumruk atmıştım ki uçarak vinn diye kaçmıştı.
aşırı gerçekçiydi bilincim aşırı açıktı what the fuckkk
uyanır uyanmaz telefonu açıp bunu yazabiliyorum zaten uyanık gibiydim normal rüyalarda uyanınca uykulu oluyorum hâlâ ama bu öyle değildi.
korkunç sonlu..
en son uyuyordum. kalkiyordum. kalkınca telefonumda mesaj görüyorum. peder aramış birkaç kere ve bir tanıdık mesaj atmış okul fiyatları ile ilgili. ben gerek yok diye mesaj atıyorum, online olduğumu görünce arıyor ama ben yeni uyandigimdan yeni uyandım sonra konusak diye mesaj atıyorum, kapatıyorum.
sonra, fark ediyorum ki ben kendi odamda değilim. uyuduğum yerde değilim. what the fuck oluyorum. ayağa kalkıyorum. millet var, onlar uyuyor. hepsi erkek. telefonu alip araya çıkıyorum. kaldığım yerin Suleymancilar olduğunu anlıyorum mavi takke ve beyaz gömlekten. birkaç kişi uyanık. yaşlı bir kadın ağlıyor gibi, diko adlı eulu bir erkek bir de iki Süleymanci beyaz gömlek mavi takke. bunlara diyorum ki ben burda uyumuyordum onlar da diyor ki buna benzer olaylar oldu daha önce. belki biri şaka yapıyordur. o an aklımdan bu Süleymancilar zihnimle oynayıp acaba benim haberim olmadan beni oraya mı getirdiler diye geçiyor. benim de bu zihin manipülasyonunu öğrenmem lazım diye aklımdan geçiyor. çünkü uyurgezerlik diye bir olayım yok ve bilincim çok açıktı.
bir yerlerden yine parti sesi geliyor ama bu sefer partide Gülpembe çalıyor. yukariya, kendi katima çıkınca İngiliz arkadaşimi görüyorum. sesi o da duyuyor. beni gorunce başlıyoruz beraber Gülpembe'yi söylemeye. karışık kısımları o söyleyemiyor ama sen gülünce güller açar Gülpembe kısmını iyi söylüyor. ben de söylüyorum sarılıyoruz sonra odama gidiyorum.
uyumaya çalışıyorum yine. bir yerlerden, ikide bir kapıdan ses geliyor. önce umursamıyorum. rüzgardır diyorum ama içten içe her kapının sıkı sıkı kapalı olduğunu iyi biliyorum. başka varliklarsa da seyimde değil uyumam lazım diyorum. diyorum ama bir kere ürperiyorum pustlarin sesi çok gelince. hatta acaba arkadaşlar kapıyı mi çalıyor diye düşünüyorum. sonra, o anda karabasan hissine yakın bir his geliyor. aha karabasan geliyor diyorum ayağa kalkıyorum. kapıyı biri mi çalıyor diye kontrol ediyorum ve kimse yok. sirtimin sol tarafında bir acı var (şu an hâlâ ciddi ciddi ora sızlıyor baya) acı gittikçe artıyor ve ben o varlığı hissediyorum açık açık ve hem sure okumaya hem de acının olduğu tarafa doğru yumruk savurmaya başlıyorum ama çok hızlı kaçıyor pic.
normalde kaç karabasanda bildiğin gelen varlığa yumruk sallayarak kacip gittiklerini biliyorum. eskiden çok karabasan olurdu. ama manevi güçlülesince durmuştu. bir ara, tanımadık bir yerde kalınca çok zayıf bir varlık denemisti ama içimden gülmüştüm bu beni tanımıyor diye. eline öyle bir yumruk atmıştım ki uçarak vinn diye kaçmıştı.