sözlükçülerin rüyaları – Tıbbiyeli Sözlük
bir sinema gibi şov gibi bir yerdeyim. birkaç arkadaş da var.
şova erken geliyorum da kafam karisiyor bir soru sormam lazim birine. ne sorusu tam hatırlamıyorum. sanki arayla tıraşla alakalı bir şeydi ama soruyu başörtülü birine sormaya çalışıyordum nedenini hatırlamıyorum.

soruyu soramadan birçok yer kapılınca en en son solda bir iki arkadaşımın olduğu yere oturuyorum. ilkokuldan, hafif kafası kırık olan arkadaşım Nebi de var. yine her zamanki gibi bir şey anlatıyor ve her zamanki gibi anlatırken kafasını çok yaklaştırıyor ben de dinliyorum ama ikide bir kafamı çekmek zorunda kalıyorum.

neyse, şov başlıyor. şov başlamadan önce nedense Atatürk tezahüratı yapılıyor bir şey demiyorum. şovda cumhuriyet tarihince bazılarının Müslümanlarla alay ettiği geçiyor.

sinemada arka plandan verilen bir ses:
gerici dediler, yobaz dediler medeniyet diyip bizi ezdiler özgürlük deyip bizim özgürlüğümüzü kısıtladilar Atatürk dediler bize saldırdılar...

tam o sırada seyircilerden bir ses yükseliyor
-Ataturk'u karıştırma!

ben artık dayanamıyorum arkadan bağırıyorum
-niye karıştırmasınmış?

bunu dediğimi duyunca beni goremiyorlar çünkü ben en arka soldayim ve önümde duvar da olduğu için onlar beni rahatlıkla göremiyor.

-kim dedi onu? diye sesler yükseliyor.

ben de:
-ben dedim! başlayacam ataniza yeter artık!

diyorum ve koltukların oturma değil de direk baş kısmının üzerlerinde yürümeye baslayip herkesin beni görebilmesini sağlıyorum.

tabi hemen bir ayaklanma başlıyor. kim o kim o sesleri duydukça ben dedim kardeş hayırdır diyorum onlar da peşime takılıyor. ben koltuk üstlerinde onlar da yerde yürüyor. hem yürüyorum hem de bağıra bağıra laf anlatmaya çalışıyorum bir şeyler söylüyorum. muhtemelen iyi konuşuyorum ki az önce Atatürk tezahüratı yapan seyirciden aşırı bir tepki gelmiyor dediğimi düşünüyorlar. seyircinin çoğunda bir sessizlik hakim.