yanında birkaç kişi daha vardı. dedi ki bizim insanımız yöneticileri çok ilahlastiriyor. bir gün duydum ki bir tanesi Tayyip menâr bir adamdir demiş dedi ve kahkaha attı üstteki videodaki gibi. öyle bir güldü ki yere düşecek gibi oldu yaşlılıktan ben tuttum. menârın da anlamını bilmiyordum da uyanır uyanmaz baktım şöyle anlamları varmış:
Fener, aydınlatıcı ışık.
Nur yeri. Fener kulesi.
Câmi minâresi.
Yol işaretleri.
Nur, ışık yeri.
Yol işaretleri.
Fener kulesi.
Işık tutucu.
ben de güldüm. muhtemelen hâlâ kut inancinin kalıntılar var millette dedim. olabilir dedi yine güldü biraz.
sonra ben reis artık bitir şu işi ya dedim. sessiz kaldı. sen bitirmezsen ben bitirecem haberin olsun dedim. bu ülkenin Kemalizm'den kurtulması lazım dedim. bana onaylayici bir şekilde bakıyordu ama yine de sessizliğini muhafaza ediyordu. ben de Allah bu ülkede put bırakmasın diyerek ve ondan ümidim biraz kesilmiş gibi yanından ayrıldım ve bu fatih Altaylı hiyarinin odasına gittim.
makam odasında benim bir esyam vardı. ne esyam olduğunu bilmiyorum da girdim o masasinda oturuyordu ben de karşısındaki koltuğun arkasından eşyamı aldim. ben eşyamı alırken hemen fotomu çekti. koltuğa oturdum iki baş parmağımı da kaldırarak böyle de çek dedim. öyle de çekti.
ben:
-hiç konusacak misiniz yoksa?
f.a:
-yok ben sizin gibilerle konuşmam.
b:
-hani konuşarak anlaşmak müzakere etmek gibi şeyler vardı.
f.a:
-bundan sonra böyle.
bundan sonra demesinin sebebi sanki gittiğim zaman Tayyip yine yeni bunlara karşı bir seçim kazanmıştı.
Fener, aydınlatıcı ışık.
Nur yeri. Fener kulesi.
Câmi minâresi.
Yol işaretleri.
Nur, ışık yeri.
Yol işaretleri.
Fener kulesi.
Işık tutucu.
ben de güldüm. muhtemelen hâlâ kut inancinin kalıntılar var millette dedim. olabilir dedi yine güldü biraz.
sonra ben reis artık bitir şu işi ya dedim. sessiz kaldı. sen bitirmezsen ben bitirecem haberin olsun dedim. bu ülkenin Kemalizm'den kurtulması lazım dedim. bana onaylayici bir şekilde bakıyordu ama yine de sessizliğini muhafaza ediyordu. ben de Allah bu ülkede put bırakmasın diyerek ve ondan ümidim biraz kesilmiş gibi yanından ayrıldım ve bu fatih Altaylı hiyarinin odasına gittim.
makam odasında benim bir esyam vardı. ne esyam olduğunu bilmiyorum da girdim o masasinda oturuyordu ben de karşısındaki koltuğun arkasından eşyamı aldim. ben eşyamı alırken hemen fotomu çekti. koltuğa oturdum iki baş parmağımı da kaldırarak böyle de çek dedim. öyle de çekti.
ben:
-hiç konusacak misiniz yoksa?
f.a:
-yok ben sizin gibilerle konuşmam.
b:
-hani konuşarak anlaşmak müzakere etmek gibi şeyler vardı.
f.a:
-bundan sonra böyle.
bundan sonra demesinin sebebi sanki gittiğim zaman Tayyip yine yeni bunlara karşı bir seçim kazanmıştı.