dört kişi beraber bir evde kalıyorduk.
bir tanesi yengemdi sanki, eşine bir şey mi oluyordu ne oluyordu.
ben çok yakın zamanda matrix izlemedim ama sanki gaybdan bir ses bana bazı skiller öğretiyordu.
elime çok sağlam bir update gelmiş gibi oluyordu. elimle parmaklarımı toplayıp uçlarını birleştirince ve sonra salınca mesela hay hu diyince insanlara bir nevi ibret gazı salıyordum insanlar kısa süreliğine dini konuları düşünüyordu.
ilk birkaç denemem başarısız olsa da uçabilmeye başlıyordum. uçup çatılara felan çıkıyordum ve hep bu ibret gazını sıkıyordum genelde böyle şeyleri yaparken.
bazen sıkınca bazı evlerden allah diye bağırıp vecde gelenler oluyordu.
eşyaları avuç içimle itebiliyor ya da çekebiliyordum.
yemek istesem mesela avuç içimle bir yerlerden bir şeyler çekiyordum. kaldığım evin tüm masraflarını bu konuda ben karşılıyordum.
bir ara dondurma çekiyordum mesela, annem benim kaç tane yediğimi bilmediğinden yine bana bırakmak istiyor ama ben önceden baya yediğimi söylüyordum.
evdeki dört kişiden birine başkası sorunca mesela hiç kira vermediğini duydum.
ben bana gelen bu özelliğin yengemin acizliğine binaen verildiğini tahmin ediyordum. çünkü amcam yoktu ortalıkta.
nerdeyse sınırsız para kazanıyordum, ne alsam ne yapsam hiç param eksilmiyordu, sadece bir ara underground bi yere girdik, girişte flemenkçe konuşan bir çocuk vardı, ona ibret sıktım, önce bunun kokusu çok garip ve ik vind dit so raar van jou gibi bir şeyler dedi ama ibret kafaya vurunca sakinleşti.
bir tanesi yengemdi sanki, eşine bir şey mi oluyordu ne oluyordu.
ben çok yakın zamanda matrix izlemedim ama sanki gaybdan bir ses bana bazı skiller öğretiyordu.
elime çok sağlam bir update gelmiş gibi oluyordu. elimle parmaklarımı toplayıp uçlarını birleştirince ve sonra salınca mesela hay hu diyince insanlara bir nevi ibret gazı salıyordum insanlar kısa süreliğine dini konuları düşünüyordu.
ilk birkaç denemem başarısız olsa da uçabilmeye başlıyordum. uçup çatılara felan çıkıyordum ve hep bu ibret gazını sıkıyordum genelde böyle şeyleri yaparken.
bazen sıkınca bazı evlerden allah diye bağırıp vecde gelenler oluyordu.
eşyaları avuç içimle itebiliyor ya da çekebiliyordum.
yemek istesem mesela avuç içimle bir yerlerden bir şeyler çekiyordum. kaldığım evin tüm masraflarını bu konuda ben karşılıyordum.
bir ara dondurma çekiyordum mesela, annem benim kaç tane yediğimi bilmediğinden yine bana bırakmak istiyor ama ben önceden baya yediğimi söylüyordum.
evdeki dört kişiden birine başkası sorunca mesela hiç kira vermediğini duydum.
ben bana gelen bu özelliğin yengemin acizliğine binaen verildiğini tahmin ediyordum. çünkü amcam yoktu ortalıkta.
nerdeyse sınırsız para kazanıyordum, ne alsam ne yapsam hiç param eksilmiyordu, sadece bir ara underground bi yere girdik, girişte flemenkçe konuşan bir çocuk vardı, ona ibret sıktım, önce bunun kokusu çok garip ve ik vind dit so raar van jou gibi bir şeyler dedi ama ibret kafaya vurunca sakinleşti.