unutulamayan küçüklük anıları

yıllar öncesi....ilkokul ikideyim okuldan çıktım eve gidiyordum tek başıma. kaldırımın kenarından yürürken yere düşmüştüm ve canım çok acımıştı. içten içten ağlıyordum zaten yalnızdım. beni fark eden tanımadığım bir liseli geldi yanıma (belki de ortaokuldandı) arkadaşları da geldi. hemen kaldırdılar yerden. elimden tutup iyi olduğumdan emin olmak istediler. sonra da bana en çok sevdiğim çikolatayı sormuştu. ülker çikolatalı gofret demiştim. cepleri paradan kabaran tiplerden değildi, belliydi. 5 kuruş 10 kuruş ne kadar paraları varsa beraber ortaya koyup küçük bir çocuğun acısına merhem olmak istemişlerdi. ilerdeki bakkaldan aldılar benim için. bu anının benim için manevi değeri ayrı bir yer tutar. şu an görsem tanımam ama aklıma geldikçe hep dua ediyorum onlara. böyle insanlar hep var olsunlar.
kütüphane hocasının çok kitap okuyorum diye velimi çağırması
sevgili sözlük bugün size hiç unutamadığım bir küçüklük anımı anlatıcam.

yıllar önceydi, küçüktüm,çocuktum, tıp tercihimi en başa yazmıştım.

evet anım bu kadar beni dinlediğiniz için teşekkürler.
evde yemek setimle oynarken büyük bir ciddiyete bürünüp yemek programı gibi sunmalarım ve barbie bebeklerimle aşklı meşkli filmler çevirmelerim
gölcük depremi. 4 yaşındaydım. mağduru değiliz ama fena sallamıştı. gece hava en az 27 dereceydi. buna rağmen "evimiz yıkılır evsiz kalırsak kışın üşümeyim" düşüncesiyle dolabımdan en kalın montumu alıp öyle aşağı inmiştim. o zamanlar renault toros'umuz vardı. burun kıvırmayın tabii hemen, gıcır gıcırdı o senelerde :) torosumuzun içinde sabaha kadar montum üstümde uyumuştum. sabah uyandığımda vitröz humörüm bile ter üretimine katılmış içim kupkuru üstüm başım tuzlu iğrenç bir ter kokusuyla kaplanmıştı. bunun üstüne "ya banyodayken deprem olursa herkes beni çıplak görür" düşüncesiyle 1 hafta da banyo yapmaktan kaçmıştım.
hayatımın en ilginç anısıdır . berbat demiyorum çünku gayet acayip bir durumdu. lise 1 deyim o gun okula gri pantolon giyip gittim. yagmur yagiyordu. iste bende voleybol oynamayi seviyordum. gittim baska kizlarla oynamaya basladim. serefsiz bedenci de yerleri boyadi iste senlik konseptiydi. yerler bir kayiyordu islakken. birden top ortaya geldi. sen top dusmesin diye koş. koştum ve yere düştüm. pantolonum çiş yapmış gibi islandi. allah tan ders saatiydi iste yan yan yuruyup arkadasimla kapidan girerken mudur yardimcisi kizlar nereye dedi. adam sinirliligiyle meshur birisi. arkadasim hocam aleynanin pantolonu islandi dedi. hoca gulerek bakim dedi ben şok. ya yok hocam dedim sonra spor odasina gittim orda bi esofman buldum ama boyum uzun oldugu icin kapri gibi durdu. dedim bu boyle olmayacak. isitici vardi calistirip kurutalim dedim. o gun de izindeymiş kendileri bir turlu calistiramadik. caresizlikten "pantolonun islak yerini elimin arasina alip kuruttilum" yanlis duymadiniz elimle pantolonu kuruttum. cok ilgincti . o gunden beri ozel yeteneklerim oldugunu dusunuyorum
ben çocukken de düğünleri hiç sevmezdim .bi şekilde çıkmışım dışarı ve saatlerce beni aramışlar. daha sonra arabanın başında onları beklerken beni bulmuşlar. orda öylece karanlıkta beklemişim onca saat. korkmadın mı dediklerinde de çok sıkıldım sadece nerde kaldınız demişim.

benim çocukluk anılarım genelde bunun gibi çocuk olamama sorunumla ilgili,büyümüş de küçülmüşlük değil de baya baya büyükler gibi davranır,çocukların sevdiği birçok şeyden sıkılırmışım.
benle dalga geçenleri ablamın dövmesi. herkese benim ki gibi bir abla lazım.(bkz: ablalar harikadır)
komşumuz, kızını sudan sebeplerle öyle çok döverdi ki.. bir gün onlara gitmiştik. adamın yine canı sıkılmış belli ki. aldı çocuğu içeriye götürdü ve çocuktan korkunç bir çığlık sesi. yanımıza geldiğinde adamın elinin tüm izleri küçük kızın yanağındaydı..yanağı parmakların izleri şeklinde şişmişti. ben de 7-8 yaşlarında küçük bir çocuktum ve o günü hiç unutmuyorum. eve gidince öyle çok ağlamıştım ki bu olay yüzünden.

o kızın ahını diğer tarafta nasıl ödeyeceksin çok merak ediyorum amca..
nedense bu anımı anlatasım geldi. beni çok derinden yaralamıştı.
ilkokul 1. sınıfta felanım serviste cam kenarındayım eve gidiyoruz, hava sıcak, yol yeni asfaltlanmış. herkes bir anda camını kapattı ben çocuğum ya ne bileyim. bütün suratım pirinç ununa üflemişim gibi zift oldu. herkes güldü felan. ağlayamadım da çekildim bir köşeye. pasaklı sokak çocuklarına benzemiştim. hatta annemler evde yoktu da bir de. halama yüzümü defalarca çitilettiğimi hatırlıyorum.
  • /
  • 3

içerik kuralları - iletişim