tam evlenmelik adam. Düşünsene yemek yapmamışsın, tamam canım sorun değil ben bahçeden bikaç şey yakalar yerim diyor. Sebzeleri, etleri az pişmiş olsa da itiraz etmeden yiyor, anahtarı unutup gece geç geldiğinde kimseyi uyandırmamak için dışarda ağaç üstünde falan uyuyor hatta ayakkabı Bağcıklarıyla halat yapıp öyle eve giriyor. Daha neler neler... şaka bir yana bir bölümde kesip yediği, derisinin içine de sonra içmek üzere idrarını doldurduğu çıngıraklı yılanın çıngırağını koparıp 'bu da benim evdeki ufaklığa oyuncak olacak' diyerek evladına 'doğal çıngırak' hediye eden çılgın bir insan. Severek takip ediyoruz.
hayatta kalma temalı programları olan ingiliz maceracı ve eski komando. "everest'e çıkan en genç ingiliz" unvanı vardır.



"better drink my own piss" (çişimi içeyim bari) repliği internette bir mem olmuştur.



türkiye bölümü biraz gülünçtür doğrusu. bear bey güney sınırımızda bir yerden türkiyeye girmekte sonra nasıl olduysa soluğu kapadokya'da almaktadır. aynı bölümde rizeye benzer yeşillik bir arazideki bir derede rafting yapmakta ve sonra yine aynı bölümde kapadokyada birkaç akrep yedikten (yerken de sanırım hey yeah typical turkish scorpion kebab gibi saçma bişeyler diyordu) sonra peribacalarını aşıp tipik bir anadolu köyünde yolculuğunu sonlandırmaktadır.



bir bölümde içi sarımsı bir sıvıyla dolu tombul bir tırtılı yerken dişleri arasında tıtılın patlaması ve bu sıvının bear abimizin ağzından çenesine akması, bu kadar zorluğa dayanan, iğrenç şeyleri yiyen bear'in bu halde iken birden kusacakmış gibi bakması beni kopartmıştır.



bu arada bu başlığı da açıp kaçmışız şimdi fark ettim(bkz:swh)
Yıllardır hayranlıkla izlerdim her bölümde ayrı şaşırıp mest olurdum bu yaz da izledim en baştan lan bizi fena yemişler he