beyaz zambaklar ülkesinde – Tıbbiyeli Sözlük
Bugün Finlandiya'nın bataklıktan çıkıp modernliğe uzanan yolumu anlatan bir kitaptır.

Benim kitaplığımda da bulunmaktadır. Üzerinde aynen şunlar yazmaktadır.



"Atatürk'ün okulların müfredatına konulmasını istediği kitap"
ilk defa ortaokulda -daha sonra ara ara lise ve üniversitede- okuduğum bu kitabı okumamı tavsiye edecek vizyonda bir öğretmenim olduğu için kendimi şanslı sayıyorum. okuyanın ufkunu açacak, azimle dolduracak ve gelecek için umut aşılayacak bir şaheserdir. mutlaka okumanız tavsiye edilir.

vatan için yaşamak, vatanın ilerlemesi ve yükselmesi için çalışmak da, vatan için ölmek kadar şereflidir.
Finlandiya kendi halkının dilinde 'bataklık arazi' diye geçiyormuş: Suomi. Grigory Petrov ise gayet temiz bir şekilde beyaz zambaklara yakıştırmış onları. Yıllarca başka halkların gölgesinde durmuş, geride kalmış bir halkın adım adım aydınlanma süreci.

Kitap da aydınlıktı benim uzun zamandır içinde bulunduğum ruh haline göre, hatta okurken artık idealist olmayı bir tür çocukluk saydığımı, küçümsediğimi fark ettim.Sanki düzelemezmişiz, düzelemezmişim gibi. Karamsar olmakta bir tür kibirlenecek malzeme buluyor da olabilirim. Finlandiya'daki insanlar ise yaşadıkları şartlarda henüz etraflarını parlatacak ateşi bulamamış mum gibiler, bir aydın topluluğu özveriyle çalışıyor, ateşi getiriyor ve bu insanlardan karşılığını fazlaca alıyor.

Birkaç alıntı:
• "Kahraman, halkı heyecanlandırır ve alevlendirir, ancak, onu ulusundan aldığı ateş ve heyecanla yakar."

•"Her ulus, yönetim mekanizmasının başına ya akıllı ve güçlü ya da önemsiz ve sönük adamları geçirir. Bunlardan birinin iş başına gelmesi halkın manevi seviyesi ve durumuna bağlıdır."

•"Talihsiz ulus, taliHsiz insanlar! Hem soyulurlar, hem de birbirlerini soyarlar. Tanrı sevgisi için kocaman tapınaklar yapıyorlar. Sonra bu tapınağın önündeki meydanlıkta binlerce insanı diri diri yakıyorlar." -Karokep

•"Ulusun en kalabalık ve asıl parçasının kültürden yoksun bırakılması bir cinayettir; devletin kendi kendini yıkması, yağma etmesi demektir." -Snelman
atatürk ün mutlaka okunması gereken kitaplarda tavsiye ettiği eserdir. fin halkının küllerinden doğuşunu anlatır.
Küçükken bunu okuyunca baya gaza gelmiştim.

Büyüyünce cumhurbaşkanı olacağım demiştim.

Büyüdüm ümitlerim kırıldı ateşim söndü.

Snelman'dan aldığım ders ise toplumu tavandan değiştiremezsin tabandan değiştirebilirsin oldu.



Yani nasılsanız öyle yönetilirsiniz. Biz buyuz arkadaşlar bu yönetimi hak eden bir milletiz daha fazlası değil.



Peygamberimiz (sav) önce asil halk, zenginler, soylularla başlamamıştı. mekke'nin en öne çıkanlarından biriydi. kureyş ona liderlik teklif edince bunu da reddetmişti.



Yaptığı devrim tabandan oldu. İstese taviz vererek tavana rahatlıkla geçip insanları ıslah etmeye çalışabilirdi. Ama o işin cefasını çekti. Mekkenin en zenginlerinden biriyken tüm malını sıfırladı. Çekmediği eza görmediği cefa pek az kaldı. Ama en son kızlarını gömen bir kabileden yavrusunu emziren bir köpek için yolunu değiştiren bir ordu oluşturmayı başarmıştır Allah'ın izni ve inayetiyle.



Diyeceğim o ki bir şeyi değiştirmek çok zor. Delicesine akan bir nehire u dönüşü yaptırmaya benzetiyorum değişimi.



Artık kendimde o gücün iradenin zerresini göremediğimden tarih kitapları okumayı bıraktım. Kendim yüksek ahlakla donanırsam yeter modundayım.