havalimanında sabahlamak – Tıbbiyeli Sözlük
Zamaninda benim de yaptigim. Almanya'ya indi ucak. İniş saati 1. Metrolarin calismaya basladigi saat 6. E napcaz ogrenciyiz taksi maksi olmaz haliyle. Nobetlese sabahlayalim bari dedik. Yatti arkadaş. Ben de cantalara goz kulak oluyorum. Etraftan insanlar gelip geciyor. Kimi sarhos olmus tam karsimdaki banka gecip siziyo. Kimi gelmis emanet canta bırakıyor. Arkamda oturan ailenin minik kizlariyla sakalasiyorum. Sonra onlar gidiyor. Bir turk aile geliyor, oruc tutacaklarmis sahur yapiyorlar yaninda getirdikleriyle sonra onlar da kalkip gidiyorlar. Arkadasim pozisyon değiştirip uyumaya devam ediyor.



Yeni ucaklar iniyor. Yeni kafileler geciyor onumden. Gelenlerin uyruklarini tahmin etme oyunu oynuyorum icimden. Bak su ingiliz mesela diyorum. Ya da su aile turk kesin. Sonra saate bakiyorum. Bazen bes dakika gecmis oluyor bazen 2 saat.



Sonra sarhos adam kalkip gidiyor. Sisesini tam burnumun dibindeki cope atiyor. Bayilmak boyle bişeymiş demek ki diyorum icimden. Nefes tutma oyunu oynuyorum. Arkadasimin basini dizime koyuyorum. Uykum gelmedi daha. Ya da geldi belki ama nedense o an bir fedakarlik yapmanin huzurunu tadiyorum. Sonra karsidaki bufe aciliyor, kahve kokulari gelmeye basliyor. Bankolardaki personel degisimini izliyorum. Yeni gun basliyor galiba diyorum.



Sarji bitmesin diye acmadigim telefonumdan sim karti cikariyorum. Telefon açılıyor, saat 6! Oh diyorum. Sonra kafamı kaldiriyorum ve havaalanı saati goz kirpiyo, Şakacı! Peki öyle olsun diyip saatimi bir saat geri alıyorum. WiFi var mi acaba? Ulke genelinde kullanicak bir sistem hesabina giris yapiyorum. ama yarim saat kotali. Bunu simdi kullanmaya deger mi? tabii ki de Evet, diyorum. 1 hafta boyunca o an gereksiz harcadigim internete sövüp wifi icin 40 takla atacagimdan habersiz.



Hafif bir esinti geliyor kapilar acilip kapandikca. Sabah sogugu. Telefona bakıyorum 14 derece, istanbul 34 derece, sansima da sovuyorum.



Hava aydinlanmis olmali. Bi cantalara bakiyorum bi arkadasa sonra 'eehh eytera beaa' diyip yerimden, kalkiyorum. 5 saattir kipirdayamamis olmaktan haşat olmus kaslarim. Arkadasim uyaniyor. Gulumsuyorum, nobet vaktin!!



Ben cikiyorum disari. Sabahin nemli buz gibi sogugunu icime cekip ceketime sarinarak yuruyorum biraz. Robotik sarisinlar goruyorum. Bisiklet uzerinde, metro merdivenlerinde, kaldirimlarda... Metro baslamis vizildamaya. Vay be diyorum, `havaalaninda sabahlamak`... bunu da yazdik tecrube defterimize.