İstanbul üniversiteleriyle anadolu üniversiteleri arasında belirgin bir tıp eğitimi farkı bulunmakta.
Bu farklar arasında en belirgini istanbul üniversitesi gruplarının diğer üniversitelere nazaran daha "rahat" olması durumudur.
Bu durumun "hekim kalitesi"ne ve "tus kazandırma oranı"na etkisi enine boyuna tartışılabilir.
Bu ekoller arası farklılık "istanbul ekolü" ve "ankara ekolü" olarak adlandırılıyor sevgili sözlük.
ankara ekolü:



ankaralıların amacı deneyimli doktor yetiştirmektir. ankaradan çıkan bir doktor zorunlu hizmete gittiği zaman zorlanmaz, çünkü birçok girişimsel işlemi (sonda takma, NG takma vb. işlemlerden söz ediyorum), acil müdahaleleri başarılı bir şekilde yürütür. Ankara aynı zamanda kapsamlı bir sağlık şehri olduğu için memleketin dört bir tarafından hasta gelir - vaka çeşitliliği çoktur anlayacağınız.



istanbul ekolü:



birkaç üniversite ankara ekolüne uyuyorsa da çapa ve cerrahpaşa gibi fakültelerden çıkan doktorlar ankaralılara göre biraz daha az iş yaptıklarından dolayı zorunlu hizmette zorlanıyorlar. daha az iş yaptıkları için kütüphanelere akın edip tus çalışırlar, lakin tusu kazansalar dahi eğer kendilerini geliştirmezlerse uzmanlıkta da zorlanırlar. çünkü hastaya pek yaklaşmamış olan doktor, iyi doktor olmuyor. bir doktorun teoriği ne kadar güçlü olsa da pratikte o bilgiyi hastaya veremezse ve hasta bu bilgiyi alamadığı için sağlığı sıkıntıya girerse o doktora daha da gelen olmaz.



o nedenle sonuç nedir? bana kalırsa ankara ekolüne uyan bir üniversitede eğitim alıp, tusu kazanmak lazım. becerikli ve hastasına iyi yaklaşan, sistematik yakalaşan doktor her zaman daha başarılı olur.
Tek kişilik üniversiteni kuracaksın. Mecburiden kaçmayacakmışsın gibi bir pratiğe atmalısın kendini. Ama aynı zamanda yayın yapacakmışsın gibi de teoriye sarılmalısın. Bak yapacaksın demiyorum yapacakmışsın gibi. Bu ne sağlar. Bu masaya oturmayı okumayı öğrenmenin hazzına varabilmeyi sağlar. Faydalıdır. Ama teori derken hayat boyu karşılaşılacak basit medikal becerilerden de uzak kalmamak gerek. Öğretmeyecek mi bunları sana hayat tabi ki öğretecek ama öğreten bir hemsire bir att oldugunda onlari kucumsedigimden degil bu asla onların maskarası dalgası olursun. Yani ekol tek sensin. Ekol iyi bir hekim her şeye hakim olan bir hekim
kimisine göre taşlama seansıdır. sanki çapa cerrahpaşa'dan örnek profilde doktor çıkmıyor gibi diğer fakülteler zaman içinde içlerinde biriken kompleksle bir sidik yarışına girer.niyesini nasılını boşverin, girer. doğal seleksiyon ve yarış psikolojisi hayatın olduğu her yerde var. onun dışında konuya dönecek olursak nasıl mezun olduğunuz, kötümser olursak %70 kendinize bağlıdır. her yerden her tip doktor çıkar yani niye çıkmasın?



onun dışında hocalar bir şeyin başka bir ifadesi varsa genelde belirtmek için "ekol" kelimesini kullanır.
Üniversiteler arası geçiş yapmış bir tanıdığım vardı. Ve malesef ekol anlayışı farklı iki üniversite arasında olmuştu bu geçiş. Ne kadar zorlandığını kendi gözlerimle gördüm. Arkadaşlar bu ekol nedir ya neyin kafasıdır. Tamam anlıyorum bir düşünce ve eğitim anlayışının arkasından gitmeyi. Ancak sidik yarıştırmaya gerek yok be.
Bunun bir de Hacettepe tıp ve Ankara Tıp ekolü var bazı muayene tekniklerinde. ikisini de ayrı ayrı gösteriyorlar öğretirken hocalar.
İstanbul her şartta rahattır.İstanbul'da 2 sene okumuş ve çoğu arkadaşı halihazırda İstanbul'da ya okumuş ya da bitirmiş biri olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim.Kültürel olarak da çok şey katar insana
isteyen hekim adayları rahatlıkla girişimsel müdahalelerde bulunabilir; asistan hekimlerle visit gezebilir; operasyona girip dikiş dahi atabilir. Mesela talep etmekte ve elbette okulun geleneklerinde.. İstanbul ekolünden olup da girişimsel yeteneği gelişmemiş olmak hekimin sorumluluğundadır. Her yerde böyledir ancak üniversitede lisedeki gibi hocalarınız peşinizden koşmaz, eğer öğrenmek istiyorsan hastanenin yeri bellidir. Ve kendi fakültem adına konuşuyorum şu hususta, öğrenmek isteyen her öğrenci dönem1den itibaren hastanede bulunabilir nöbetlere kalabilir. Ve bu öğrencilere vital bulgulardan ekg çekimine, derste anlamadıkları konulara kadar geniş bir ilgi verilir. Tıpta insanlık ise çook daha kişisel ele alınmalıdır diyorum.