Türkiye'de 6 adet (yazıyla altı) tıp fakültesi olduğunu öğrenmeme neden olan başlık. Ayrıca bu başlık sayesinde dokuz Eylül'ün ekol üniversitelerden atıldığını öğrenmiş oldum, cahilliğime veriniz.
Sağolunuz efendim sayenizde bu başlık ve altındakilerle gözümüz açıldı, altı tıp fakültesi dışındaki diğer fakültelere tıp gözüyle değil içinde ne kadar değerli insan olsa da -ki onlar mutlada ekol ünilerden mezundur, perifer ihtimali yok- o ünilere bina gözüyle bakacağız. hatta ben size söyleyeyim ekol dışından mezun olanlara tus, yabancı dil, kariyer ne olursa olsun doktor denmemeli. onlara anca subhekim falan diyebiliriz belki.
Öncelikle iyi tıp eğitimi nedir ki? İntörnlüğü kolay olması mı (bkz. Cerrahpaşa , zor sorulması mı (bkz. gittikçe kolaylaşan ankara üniversitesi ve kolaylaşmayan Hacettepe), hasta görme, ameliyata girme olanağının ve eğitim alet edevatının çok olması mı (özel üniler) ne?
ha eğer Uzmanlık, yan dal, rotasyon sırasında atlanılması olası olan bilgileri okulun ilk altı senede öğretmesini beklemekse amaç kolaylıklar dilerim eğer temel olan bilgileri (bunun da sınırları belli değil aslında ama ilk üç sene için kabaca 10.000 cümle deniyordu) öğretmekse bunu çoğu üniversite başarıyla yapıyor.
kimisi pratikte geri kalabiliyor, kimisi ise teorikte ama ileride kolayca kapanabilecek bu eksikliklerden dolayı bir üniversiteye tabeladan ibaret demek fazla iddialı ve tepeden bakmak olur.
Kriterler belirtilmeden herhangi bir (pardon onlarca) üniversiteye tabela'dan ibaret demek açıkcası yüksek puanlarla girilen üniversiteden mezun olup tus sonucu diğer üniversitelerle bir farkı olmadığını anlayan kişinin bunu kendine yedirememesi gibi geliyor. sonuçta devlette çalışan birine muayene olurken kimse o diplomaya bakmıyor. )
Sağolunuz efendim sayenizde bu başlık ve altındakilerle gözümüz açıldı, altı tıp fakültesi dışındaki diğer fakültelere tıp gözüyle değil içinde ne kadar değerli insan olsa da -ki onlar mutlada ekol ünilerden mezundur, perifer ihtimali yok- o ünilere bina gözüyle bakacağız. hatta ben size söyleyeyim ekol dışından mezun olanlara tus, yabancı dil, kariyer ne olursa olsun doktor denmemeli. onlara anca subhekim falan diyebiliriz belki.
Öncelikle iyi tıp eğitimi nedir ki? İntörnlüğü kolay olması mı (bkz. Cerrahpaşa , zor sorulması mı (bkz. gittikçe kolaylaşan ankara üniversitesi ve kolaylaşmayan Hacettepe), hasta görme, ameliyata girme olanağının ve eğitim alet edevatının çok olması mı (özel üniler) ne?
ha eğer Uzmanlık, yan dal, rotasyon sırasında atlanılması olası olan bilgileri okulun ilk altı senede öğretmesini beklemekse amaç kolaylıklar dilerim eğer temel olan bilgileri (bunun da sınırları belli değil aslında ama ilk üç sene için kabaca 10.000 cümle deniyordu) öğretmekse bunu çoğu üniversite başarıyla yapıyor.
kimisi pratikte geri kalabiliyor, kimisi ise teorikte ama ileride kolayca kapanabilecek bu eksikliklerden dolayı bir üniversiteye tabeladan ibaret demek fazla iddialı ve tepeden bakmak olur.
Kriterler belirtilmeden herhangi bir (pardon onlarca) üniversiteye tabela'dan ibaret demek açıkcası yüksek puanlarla girilen üniversiteden mezun olup tus sonucu diğer üniversitelerle bir farkı olmadığını anlayan kişinin bunu kendine yedirememesi gibi geliyor. sonuçta devlette çalışan birine muayene olurken kimse o diplomaya bakmıyor. )