perifer tıp fakültesi

istanbul ve ankara dışında kalan yerlerde bulunan tıp fakültelerinin ortak adı. hatrı sayılır bir kısmı tabeladan müteşekkîldir.
ciddiye alamadığım söylem. aynı şehirdeki daha yüksek puanla alan fakülteler tarafından benzer aşağılamalara maruz kalınıyor olma ihtimali muhtemel. ayrıca çok sevdiğimiz bizlere çok şey katan hocalarımızdan bazılarının fakültelerini öğrendiğimizde epey şaşırdığımız olmuştu. herkes kendini yetiştirmeye baksın derim, birilerini veya bir yerleri aşağılamakla iyi doktor olunmuyor.
tıbbiye eğitimi dediğimiz vizyoner hocalarla, "ekol" eğitim veren müesseselerle,üstün ekipmanla ve tabi ki çok örnekle(görülen çok hasta) pekişen bir eğitim olduğundan tıbbiye eğitimi veren kurumlar klasmanına günümüz türkiyesinde periferdeki bir çok tıp fakültesi girememektedir.insanları aşağılamak değildir bu.yök e kur kardeşim diye kimse demedi,gönül ister ki farklı olsun periferdeki durumlar.bu entry bu ülkenin bilime,insana verdiği değere bir isyandır.periferde son 15 senede açılan tıplar(ve istanbulda cevap anahtarına tükürsen gireceğin,parayla cerrahpaşanın ve çapanın hocalarını çalmış tıplar),birtakım kişiler tarafından kadroları niteliksiz olsa da doldurmak, "dohtor" sayısını "hüloğğ benim zamanımda 4 gadına çıkdıh" demek ve bu kişiler tarafından oy toplamak için kurulan kurdurulan fakültelerdir.

tanım:ankaradaki malum 3 fakülte,istanbuldaki malum 2 fakülte ve izmirdeki malum 1 fakülte (evet dokuz eylül allaha emanet egeyi diyorum) hariç kalan tc deki bütün fakültelerdir.
ankara , istanbul, izmir gibi büyük şehirlerin dışında yer alan illeri ve ilçeleri kapsayan kelime. anadoluda , doğuda, ilçede, köyde gibi kavramlar da kullanım yerine göre bu kavramla ifade edilir
.
doğru düzgün eğitim tr'de hemen hemen hiçbir yerde verilmediği için kendilerine laf söylenmesi çok da mantıklı olmayan fakültelerdir zannımca.
abilerim ablalarım bence artık istanbul, ankara, izmir vs. çoğu günden güne saygınlığını kaybediyorlar. tr 700.'sü arkadaşım acıbadem onu alsın diye resmen yalvardı almadılar homurdana homurdana cerrahpaşaya gitti.

parası alan düdüğü tüttürüyor. medipol, koç, acıbadem, bilkent (tıpı olmadığını biliyorum) gibi yerlerde bizim aldığımız saçma eğitimden çok daha güzel eğitimler uygulanmakta.

salt ezbere dayalı eğitim yerine tıp alanında çıkmış en yeni robotların makinelerin kullanımı bu arkadaşlara öğretilmekte. malesef içlerinden biri değilim.

bizim okulda bile onkoloji uzmanı hoca doktorluğu bırakıp pythondan data çalışması yapıyor. bu ülkede siz devlet ünidekiler çok bilgili olmanıza rağmen gelecekte çalıştıklarınız bu iğrenç ekonomide eriyip gidecek diye düşünüyorum.
türkiye'de 6 adet (yazıyla altı) tıp fakültesi olduğunu öğrenmeme neden olan başlık. ayrıca bu başlık sayesinde dokuz eylül'ün ekol üniversitelerden atıldığını öğrenmiş oldum, cahilliğime veriniz.

sağolunuz efendim sayenizde bu başlık ve altındakilerle gözümüz açıldı, altı tıp fakültesi dışındaki diğer fakültelere tıp gözüyle değil içinde ne kadar değerli insan olsa da -ki onlar mutlada ekol ünilerden mezundur, perifer ihtimali yok- o ünilere bina gözüyle bakacağız. hatta ben size söyleyeyim ekol dışından mezun olanlara tus, yabancı dil, kariyer ne olursa olsun doktor denmemeli. onlara anca subhekim falan diyebiliriz belki.

 spoiler!
öncelikle iyi tıp eğitimi nedir ki? intörnlüğü kolay olması mı (bkz. cerrahpaşa), zor sorulması mı (bkz. gittikçe kolaylaşan ankara üniversitesi ve kolaylaşmayan hacettepe), hasta görme, ameliyata girme olanağının ve eğitim alet edevatının çok olması mı (özel üniler) ne?

ha eğer uzmanlık, yan dal, rotasyon sırasında atlanılması olası olan bilgileri okulun ilk altı senede öğretmesini beklemekse amaç kolaylıklar dilerim eğer temel olan bilgileri (bunun da sınırları belli değil aslında ama ilk üç sene için kabaca 10.000 cümle deniyordu) öğretmekse bunu çoğu üniversite başarıyla yapıyor.
kimisi pratikte geri kalabiliyor, kimisi ise teorikte ama ileride kolayca kapanabilecek bu eksikliklerden dolayı bir üniversiteye tabeladan ibaret demek fazla iddialı ve tepeden bakmak olur.

kriterler belirtilmeden herhangi bir (pardon onlarca) üniversiteye tabela'dan ibaret demek açıkcası yüksek puanlarla girilen üniversiteden mezun olup tus sonucu diğer üniversitelerle bir farkı olmadığını anlayan kişinin bunu kendine yedirememesi gibi geliyor. sonuçta devlette çalışan birine muayene olurken kimse o diplomaya bakmıyor.
artık bu tarz tespitler de sıktı he. ekol de ekol diye tutturduğunuz okullarda öğrenciler üst üste eğitim görüyor yahu.
hatta açık öğretimden farksız okuyan arkadaşlarım var o süppper iyi okullarda. bu kadar etiket meraklısı olmak gereksiz ve mantıksız.
koç, acıbadem gibi okullardan birinde okuyanın böbürlenmesini anlarım da anfide yer kapma savaşları falan verenlerin bu havası biraz komik geliyor.
olay tamamen kendini yetiştirmekle ve tecrübe ile alakalı. en iyi fakülteden mezun olup yeteri kadar tecrübesi olmayan birini iki sene acil yapmış o perifer tıp fakültesi mezunu çiğner tükürür. aynı adam güle oynaya servis nöbeti tutarken tecrübesiz olan en ufak bir problemde tırnaklarını yiyecektir. akademik birikime gelince kim çok okur, gündemi takip ederse ipi o göğüsler.
insanların birbirini ders çalışmak, tusta iyi bir yer kazanmak için motive ettiği yer olmayıp, nasıl boş zaman harcarız, birlikte boş zaman harcayalım diye düşündüğü tıp fakülteleridir.
kesin yargı vermenin yanlış olduğu tıp fakültesidir. lisans kısımlarını bilemem ama iş çalışmaya geldiği zaman şunu yazmak istiyorum. olay şu, türkiye'nin en köklü tıp fakültelerinden birinde çalışıyordum, burayı sevmeyip ayrıldım ve şimdi periferi (ki memleketim sayılacak bir yerde olan üniversite aynı zamanda) tusta yazıp gittiğim zaman gördüm ki periferdeki üniversiteler özellikle bilimsellikte, yayınlarda vs. şahlanırken büyük şehirlerdeki fakülteler meğerse gittikçe çürüyormuş. şaşkınlıkla karşıladığım bir durum.
ben de belki biraz önyargılıydım eskiden perifere karşı ama şimdi aptallık ettiğimi düşünüyorum, büyük düşünememişim diyorum.
  • /
  • 2

içerik kuralları - iletişim