acil mi tsm mi 112 mi sorunsalı – Tıbbiyeli Sözlük
TSM : Atanmak için tercih edildiğinde bu dönemimizde acilde görev verilen yer. (Not: TSM tercih edip TSM hekjmi olarak çalışan bahtiyarlar da vardır)
her hekimin üzerinde bolca düşünmesi ve kendi özelliklerine uygun seçimde bulunması gereken dhy tercihine, 112 hekimliği açısından yaklaşarak tecrübelerimi paylaşacağım.

öncelikle kemerlerinizi bağlayınız hanımlar, beyler.



bana göre hastaların acile nasıl bu kadar stabil geldiklerinin perde arkasıdır 112. daha 112 hekimliği tecrübem az olmasına rağmen en ilginç, en korkunç, en garip hastaları burada gördüğümü söyleyebilirim. doğal olarak bazal adrenalin seviyem de bir hayli yükseldi. saldırganı, alkol/madde kullananı, arresti, psikiyatrik atakları, sapık insanları, cezaevindeki en yüksek düzeyden tutun en basit suç işleyenine kadar her türlü ruhsal/bedensel hasta ile karşılaşabilirsiniz. Dahası bu kişilerin evine gireceksiniz. Ekip sorumlusu olduğunuz için her durumda lider ve olayla ilk karşılaşan insan olacaksınız. Ben ilk defa kan şekeri 29 olan birisini gördüm. Nasıl semptomları olduğunu gördüm. Ya da arrest hastasına sıfırdan müdahale etmeyi. O anda bir tane ekg elektrodunu bile yapıştıracak elin kalmıyor boşta. Destek için doktor, hemşire, personel, güvenlik diye bağıramıyorsun. Orada 3 kişisin, biri şoför. Entübasyon yapılacak, aralıksız kalp masajı yapılacak, damar yolu gerekirse intraosseöz açılacak, hasta monitörize edilecek, gerekli ise çakılacak, ilaçlar enjektöre çekilecek, hastaya yapılacak. Bütün bunlar hastanın evinde onun yakınlarının göz hapsinde yapılacak. Sürekli şiddete açık bir konumdasınız bunu unutmayın.



insanların evlerine ilk giren kişi olmak cidden çok zor bir durum. herkesin evi sizin evininiz gibi değil ve sanmayın ki herkesin akıl sağlığı yerinde. 112 ekibinin hiçbir zaman can güvenliği yok, her an her yerden bir tehdit çıkabiliyor. Tek tesellimiz, sık yaşanmıyor bu ciddi olaylar.

kendi yaşadığım bir olayı anlatayım. Şizofren bir kadın için alkolik kocası 112’yi arıyor, bir şikayet uyduruyor. Kadının bundan haberi yok. Çift orta yaşlı ama hastalıkları ve alışkanlıkları sebebiyle düşkün durumdalar. Şöyle ki evin her odasında gaita, idrar ve kusmuk vardı. Sadece evin içinde durabilmek bile ciddi bir sınavdı. Düzgün beslenmiyorlar ve ilaçlarını düzenli almıyorlar. Kadın kendini odaya kilitlemiş. Ben çaldım kapıyı, hadi açın size yardımcı olalım dedim. Siz kimsiniz, niye geldiniz, kocasına küfürler ederek sen mi çağırdın diye bağırmaya başladı. İçerden eline geleni kapıya fırlatıyor. Sonra kocası da sinirlendi, bira şişesini aldı üzerime doğru geliyor. Tamam kadına sinirli ama hedefe yönelimi bozuk. Zaten kadın odada güvende, sıkıntının büyüğü bizde. Neyse hemen uzaklaştık tabi, en son kırılmış şişeyle hala kapıya vuruyordu. Polis çağırdık sonra. Orada ekipçe bir adrenalin partisi vermiştik.



köy, kasaba, merkez, sokak, avm, resmi kurum, arazi, stadyum, bayır, ova, dağ hiç fark etmez insanın girebildiği her yerden vaka çıkabilir. Ayrıca yağmur, kar, güneş, fırtına gibi her türlü dış etkene de hazır olmak gerekiyor. Kar yolları kapattığında köylerden asılsız ihbarda bulunabiliyorlar. Ambulans kara saplanınca yol açtırılıyor diye. Saatlerce dağda yolun açılmasını bekliyorsun.



Bizim bölgemizde sıkıntılı bir mahalle var şehir dışında kalıyor. İmkansızlıklar bölgesi, fakirlik, eğitimsizlik, pislik içinde yaşıyorlar. Dilimizi bilen çok az, anlaşması da zor insanlar. Sürekli adli olaylar oluyor. Bir kere arrest bir hastaya yaklaşmamıza bile izin vermemişlerdi, 20-30 erkek etten duvar örmüştü. Sanırım bir sebeple hastanın ölmesi gerekiyordu, sırf aramış olmak için ambulansı aramışlar.



Yemek ve tuvalet konularında hep hızlı olmak zorundasınız. İhtiyaçlarımız için herhangi bir molamız yok, vaka çıktığı an çıkmak zorundasınız. Ekip sorumlusu yani doktorlu istasyonda doktorlar, her yere telsizle gidiyor. İstasyonlar küçük olur, yemek çıkmaz. Çevreden halletmek durumundayız. Yemekteyken vaka çıktığı an her şeyi bırakıp çıkış yapıyoruz. Arka arkaya vaka çıkıp öğlen yemeğini ancak 17.00 de yediğimiz olmuştu. Açlığa dayanıklı olmak lazım.



Komuta vakayı verdikten sonra en fazla 90 saniyede çıkış yapma zorunluluğu var. Kentselde 10 dakika, kırsalda 30 dakika içinde olay yerinde olmak zorundasınız. Her istasyonun kendi bölgesi var, o ambulans vakadaysa çevre istasyonlardan destek veriliyor. O şekilde her yere gitmeniz gerekebilir. Ambulans+şoför+att+doktor’u bir paket olarak düşünün, nöbet boyunca bunlar ayrılmayacak. Çünkü her an vaka çıkabilir. Benzin almaya, komutadan malzeme teminine hep beraber gidiyoruz. Diyelim ki il dışına nakil çıktı, hastayı götürdük o ilde hastaneye teslim ettik. Bu arada da nöbet bitti diyelim, ben burada kalayım diyemezsiniz. Bahsettiğim paket, nöbeti bir sonraki pakete devredene kadar bırakamazsınız. Dönüş yolunda, başka ildesiniz önemli değil, mesela trafik kazası oldu müdahale ediyorsunuz.



Toplumun eğitimsizliği ise işimizi en çok zorlaştıran faktör. Ambulansa yol vermek şöyle dursun defalarca ambulansın önüne aracı kıranlara şahit oldum. Salınalarak karşıya geçenler, ambulansın önüne park edip gidenler… O kadar çok kaza tehlikesi atlattık ki bu eğitimsiz insanlar yüzünden. Ayrıca ambulansı suistimal etme oranı da çok yüksek. 1 haftadır süren öksürük için arayan oluyor. Bir başkası poliklinikten randevu almış, ambulansla gitmek için göğüs ağrım var diye yalan söylemiş. Bunlar keşke hiç olmasa. Bir de, ambulansta da telsiz var, o kişilerle uğraşırken duyuyoruz trafik kazası oluyor. Biz o kendini bilmezle uğraştığımız için trafik kazasına uzak istasyondan ekip gönderiliyor. Düşünebiliyor musunuz durumu kritik olabilecek o yaralı için vakit kaybını. Tek dileğim o kişilerin bugünkü keyifleri ileride yine onlar için kedere dönüşsün. Umarım birisi ambulansı yalandan göğüs ağrısıyla meşgul ederken o kişi trafik kazası geçirip ‘ambulans yok mu’ diye bağırır. Çünkü bu yaptıkları asla kabul edilemez, kasten adam öldürmeye girer.



Sürekli kaza riskiniz olduğunu, istemeden, hatırlatmak isterim. Çünkü bütün nöbet boyunca başkasının kullandığı araçta, hız yaparak, acele davranarak, şehir içi/şehir dışı yolculuklar etmek zorundasınız. Ambulansın arkasında ciddi savrulma oluyor. Hastayı zaten sedyeye bağlıyoruz, biz de arkadaki koltuklarda emniyet kemeri takıp gidiyoruz. O zaman sorun yok ama cpr gerekliliği veya herhangi başka durumda işler zorlaşıyor. Ambulansta cpr yapmak zor ve verimi düşük. Bir anda batına masaj yaparken bulabilirsiniz kendinizi, bir viraja bakar.



Nöbetler haricinde görevlendirmeler oluyor. Örneğin; maçlara, müsabakalara, resmi olaylara vb. gidiliyor. Ben şimdiye kadar bir futbol maçına görevlendirildim bir de bakan gelmişti onu takip ettik şehirde. Maç keyifli oluyor, ilk defa stadyumda maç izleyecektim, sahanın kenarından, oyuncuların dibinden izledik, hoşuma gitmişti.



Her nöbet birbirinden çok farklı geçiyor. Bazen çok sakin oluyor huzur buluyorsun, bazen de her şey üst üste geliyor. İstasyonlar arasında da fark var. Bizimki şehir merkezinde ve şehrin en yoğun istasyonu. Yazarken onu da soruşturmak gerekiyor. Genellikle doktorlu istasyonlar merkezde ve yoğun oluyor. İlçeler ve kırsallarda iki att veya bir att bir paramedik oluyor. Dediğim gibi sormak lazım. Yoğun istasyonların ekibi tecrübeli olur, bunu da düşünmek lazım. Ekip arkadaşlarının tecrübeli olması doktoru çok rahatlatır. Çünkü her şeyden sorumluyuz, ona dikkat et buna dikkat et çok zor oluyor. Her vaka için form dolduruluyor, hasta bilgilerinin ve yapılan işlemlerin yanı sıra her şeyin saatini girmek gerekiyor. İstasyondan çıkış, vakaya varış, hastaneye varış vb. Araç plakası, kilometre bilgisini bile giriyoruz. Dolayısıyla tecrübeli ekip gerçekten nöbetin gidişatını değiştiriyor.



Her mesleğin zorluğu var ve içine girmeden tam anlamıyla anlaşılamıyor. Her hasta yeni bir ihtimaller silsilesi. Ben kendi gözümden, kendi tecrübelerimi aktarmaya çalıştım. Umarım birilerine yardımcı olur, her türlü sorunuzu da severek cevaplarım. Aklıma geldikçe ve yeni maceralar yaşadıkça ekleme yaparım, sağlıcakla kalın. (*)
tsm her hekimin tecrübe etmesi gereken tuhaf bir yer. şu an ismini hatırlayamadığım ünlü bir tsm personelinin söylediği gibi: iki şey sonsuzdur, tsm'deki birimler ve evren, ikincisinden o kadar emin değilim. gerçekten tsm envai çeşit birimiyle size kucak açar ve sıkılmanıza asla izin vermez. zira sistem gereği bir sonraki gün kendinizi başka bir birimde görevlendirilmiş bulabilirsiniz. bir gün diş hekimliği yaparken, öbür gün psikiyatrı oynayabilirsiniz. böyle bir şey mümkün olmasa da tsm'den sıkıldınız mı? o halde size aksiyon dolu tütün denetlemeyi tavsiye ederim. yalnız dikkat edin, kafanıza ıstaka yiyebilirsiniz.



biraz yorulduysanız sizi şöyle çay ocağına doğru alayım. bir rivayete göre tsm'de çay bittiği gün, dünyanın sonu geleceği söylenir. dolayısıyla siz istediğiniz takdirde tsm sizi asla çaysız bırakmaz. bu enfes içeceği yudumlarken, personelle survivor muhabbeti yapabilir, favori karakterinizi ağzınızdan tükrükler saçarak savunmanın keyfine varabilirsiniz.



bitti mi? elbette hayır. ana görevlerin yanı sıra tsm size bolca yan görev de sunar. sandbox tipi oyunlardan esinlenilerek kurulan tsm'ler, asm ve acillerdeki quest'lere ulaşmanızı sağlar. ilgili npc'den görevlendirilme isteyebilir, asm ve acillerde topladığınız exp'lerle hekimlik level'inizi yükseltebilirsiniz.



son zamanlarda artan tsm kontenjanları, BU KURUMU HEKİMLER ARASI SOSYALLEŞMENİN HAD SAFHAYA ULAŞTIĞI MEKANLAR ARASINA SOKMUŞTUR. HEKİM ARKADAŞLARINIZLA HALI SAHA, CURLİNG, KRİKET VB. SPOR ORGANİZASYONLARI DÜZENLEYEBİLİR, KARŞI CİNS HEKİMLERDEN GÖZÜNÜZE KESTİRDİĞİNİZİ ASİSTANLIK ÖNCESİ PARSELİNİZE ALABİLİR, TUS KONUSUNDA BİTMEK BİLMEYEN KLİŞE SÖZLERLE BU HEKİM ARKADAŞLARLA MUHABBET EDEBİLİRSİNİZ. EVET, TUS BİR SIRALAMA SINAVI SONUÇTA MERVE.



ÖZETLE, TSM CANDIR.
6 aydır istanbulda bir tsmde çalışmaktayım ve şunları söyleyeceğim ne yazık ki...



İstanbulda şu anda tüm tsmlerden doktor isteniyor.

Nerelere?

Eğitim araştırmalara, ilçe devletlere yani kısaca

`türkiye kamu hastaneler kurumu`nun istanbulda ne kadar hastanesi varsa oralara.



Neden?

`70.dhy` kurasında beyoğlu ve beykoz tsmlere 8'er kişi, kadıköy ve beşiktaş tsmlere 12'şer kişi haricinde tüm tsmlere en az 20 en çok 50 kadro açıldı. Devlet hastanelerine ise en fazla 4. Bazılarına hiç açılmadı, bu açılmayanlar arasında eğitim araştırmalar da var (tek istisna silivri 10 kişi). Peki noldu? Acillere, servislere doktor yetmedi, yetmeyince nasıl olsa tsmlerde bol bol var bir yazıyla hallederiz dediler, 3.defa istendi tüm tsmlerden üç üç! Başta hadi tusu kazananları yollarız dediler yolladılar, şimdi neredeyse çekirdek kadroya inecekler ve kendi çalıştığım tsmde başkan ve yardımcıları hariç doktor kalmadı.



Peki tsmlere doktor lazım değil mi?

Hem de nasıl lazım arkadaşlar. Bakın tsm öyle boş boş oturma yeri gibi, evrak işleri boldur gibi gözükür ama hiç öyle değildir. Yeni başlayan bir Doktor, tsmde başkan/başkan yardımcısı olmadıkça sürekli görevlendirilecek adam statüsündedir. Bu bir `aile sağlığı merkezi`ne de olabilir, bir askeri birliğe de. Mesela yeni `aile ve sosyal politikalar bakanlığı`na bağlı bir yuva bizden doktor istedi. Onlar bile düşünün. Görevlendirme olmazsa da halka eğitim, aile hekimlerini denetleme, evde sağlık, okul aşıları vb. Birçok işi vardır hekimlerin.



Bunlara tabi tsmci gözüyle baktım ama acilcilere de görevlendirmeler gelebiliyor arkadaşlar. Lakin acilde çalışan biri ayda 7-8 gün, her gün 24 saat çalışırken ben her gün sabah 8 akşam 5, haftasonları boş çalışıyorum. Şayet `tus`a çalışmak istiyorum diyorsanız; doğu için benign bir ilçe/ilde tsm/acil/112'de, batı için kalabalık olmayan bir ilçe/ilin tsm/acil/112'sinde çalışın, gideceğiniz yer büyükşehirse acil/112 yazın güzel kardeşim. En azından programınız düzeniniz az çok belli olur acilde/112de ama bir büyükşehirde bir tsmde her an her şey olabilir...



Ek bir not: maaşı düşünenler için söylüyorum. Bi arkadaşım afyonun perifer bir ilçesinde sözleşmeli acilci olarak çalışıyor, ama benim maaşım ona göre daha yüksek ve ben hala 657 liyim. Doğuda maaşlar batıya göre daha iyi onu da bilin
her vakaya yaklaşımı bilerek çıkan, hekimliğine tam olarak güvenen arkadaşlarımız doğrudan acil ana bilim dalında öğretim üyesi kontenjanından kuraya katılabilir.
hekimligine tam anlamiyla guvenmeyen ve her vakaya yaklasimi bilmeyen arkadaslar; acil kesinlikle yazmamanizi tavsiye ediyorum. bu sekilde basina bela alan neredeyse lisansi iptal edilecek duruma dusen bircok arkadasim var. haberiniz olsun. ..
Arkadaşlar iş tecrübesi nasil elde ettiniz örneğin yeni mezun birinin direk acile düşmesi her şey adina büyük risk üstelik tsmde bulunsakta görevlendirilebiliyoruz
her ne kadar tsmler rahat gibi görünse de genel olarak ilde bulunan herhangi bir boş acil servisin `emniyet supabı` işlevi görmektedirler. masa başında oturup evrak imzalarken kendinizi bir anda ilinize bağlı uç bir ilçenin acilinde geçici görevde bulabilirsiniz. tsm yazacak olanlar bunu her daim aklının köşesinde tutmalıdırlar.
Tus çalışmak için çoğu tsm ye birebir deniyor, 112de de yerine gore cok rahat ediliyormuş. Tabi Önden araştırmak lazım yazılan yerin yoğunluğu ile alakalı bilgi almak lazım.
acilin artısı hep acil tıpta kalmak mesleki nosyon ve tecrübede artış maaş ve boş günler ama hep bir risk ve yoğunluk mevcut,her olaya müdahale becerisi ister.tsm tsmnin kendi iş düzeni mevcuttur,aşılama adli durum kontrolleri su kontrolleri toplum eğitim saha çalışmaları gibi halk sağlığı koruyucu hekimliğe uygundur. aynı zamanda aile hekimliği için buradan geçilir. maaş bakımından tsm acile oranla düşük olup,her an görevlendirme ihtimali olan yerdir. 112 konusunda bazı yerlerde ambulans hekimliği mevcutken,bazı yerlerde nakil koordinasyonu üzerine çalışılır,maaşı tsmden iyi acillerle yakındır.tusa da elverişli olup şu an sorunu kadro azlığıdır. tus için genelde tsm istenir ya da 112 . aciller genelde bir süre tus düşünmeyen ,iyi bir gelir isteyen biraz da gezmeyi sevenler için idealdir. ama şu bir gerçek ki her hekimin kendi yapısına göre de değişir.