Tıbbiyeli Radyo Yayında!

dahiliye stajı

tıp fakültesinde alınan dört büyük stajdan biridir. efsaneye göre dahiliye stajını geçenlerin tıp fakültesini bitti sayabileceği söylenmektedir.
önünde 2 ciltlik, yaklaşık 4000 sayfalık harrison dahiliye kitabıyla soru sormak için bir sayfa numarası söylemenizi bekleyen enteresan hocalarla karşılaşabileceğiniz bir staj.
bizim fakültede anamneze çok takarlardı. diğer yerler nasıl bilmiyorum. 5 sayfa anamnez hazırlardık sınav için a4 kağıda pırıl pırıl. şablon hazırlıyoruz ki önceden, sınav günü alinacak hastalar için çok uğraşmayalım notlara bakalım. fizik muayene bulgularına jinekomasti yazmışım bir önceki gün ne akla hizmetse. ertesi gün sınava gidip baktigimda hastamin erkek olmadığını öğrendim. hemen iki kalem hareketiyle degistirdim ve başka birşey yazdım.

abi bir hocanın dediğini bir başkası kabul etmiyor. iki aydır daha anamnez nasıl alınır dediğimizde ortak yanıt hic alamamışız. kimisi diyor hasta ne dediyse onu yazın. bir diğeri de diyor ki siz doktorsunuz böğür ağrısı filan yazmayın hastanın şikayeti kısmına. hey allahım yarabbim.

neyse hastamın yatırılma sebebi seker regülasyonuymus. "ulan seker regülasyonu yazılır mı ki? sonuçta regülasyonu hasta bilmez ayrıca bu bir şikayet değil. ama ne yazacağım o zaman, hasta sürekli geliyor ilk gelişi değil ki" filan diye düşünüyorken orayı boş bırakmışım. hoca ile beraber yan dal asistanı abimiz geldi. hem asistan hem hoca normalde sevilmeyen bir tipti ancak o gün iyi yanlarına denk gelmişim. asistan hocadan önce geldi hemen anamneze baktı.

a: olm şikayeti boş bırakmışsın.
ben: abi seker regülasyonu için yatırılmış hasta. bizim hocalar hastanın asıl şikayeti hede hodo...
a: seker regülasyonu yaz cabuk.
o arada hoca girdi selamlamadan sonra anamneze baktı çok da iplemedi. hastaya batın muayenesi yap dedi. ben de hastanın solundayım önümü asistan kapatmış geçemiyorum.

ben: abi geçebilir miyim?
a: niye? orada yap muayeneni.
ben: muayeneyi hastanın sağından yapmak gerekir.

hoca ve asistan bu cevabim karşısında tabiki tebessüm ve takdir ettiler. ben de "insulin endikasyonları nelerdir?" sorusuna yanıt olarak sadece " oral antidiyabetik ilaçlarin kontrendike olduğu durumlar" diyerek stajı geçebilmiş oldum. onu da hocamız kopya vererek söylemişti zaten.

bu da boyle bir anımdır.
toplam süre 2 ay olmasına rağmen sınava 1 ay kala konuları yetiştirememe telaşının başladığı staj. ıtp'de medikal tedavi süresine 3 ay dediğimizde "hayır 12 hafta" diyen, ilaç dozuma 5-15 mg dediğimizde "hayır 10-15" diye düzeltip, bu cevapları da yanlıştan sayan hocaların olduğu stajdır aynı zamanda. ne insanlarla uğraşmışız ya rabbim
sınavı olmasa zevkli stajdır.
sınav haftasında, yurtta tek başına oturup ağlaya ağlaya anamnez yazmaktır. yaz yaz bitmez eller kollar kırılır...
tıp öğrencileri için geçildiğinde okulun bittiğini düşündürecek kadar zor bir stajdır. bununla birlikte bir tıbbiyeli dahiliye stajından sonra etrafındaki olayları bir doktor gibi algılamaya başlar :)
pek cok kere besinci kattaki pencereden atlamayi dusundugum stajdir. ben atlamadim ama 1 yil sonra bir noro hastasi atladi galiba. sonra kitlediler o camlari
tıp fakültesindeki eğitimin doruk noktasıdır muhtemelen.
böyle bir zorluk, böyle bir bilgi yığını tus'da vardır anca.
adı dahiliye belki ama içinde bulunan 9-10 yandalı ile devasa büyüklüktedir.
uçsuz bucaksız bilgi deryasının içinde kaybolmaya sebeptir.

yukarıdaki entrylerden de göreceğiniz üzere dahiliye güzel de, sözlüsü kötü.
hele ki hocaları tüm okula nam salmış kişilerse.
bu hocalarımız yüzünden çalışırken kafayı yiyebilirsiniz.

kafamda dahiliyeyi hep bi balona benzetmişimdir.
balonu avucumuzun içine almaya çalıştıkça hep başka bir taraftan kaçar.
orayı elimize almak isterken de diğer taraflardan kaçaklar oluşur.

dahiliye sınavına çalışırken, bende de böyle olduydu.
hematoyu anladım derken onkoyu unuttum.
onkoyu tekrar anlamaya çalışırken gastroyu ve nefroyu unuttum.
onları öğreneyim derken romatoyu unuttum.

böyle böyle ilerlerken, vıcık vıcık sıkılmış bir balon kaldı elimde.
ama hiçbiri hiçbir şeye benzemeyecek şekilde.

sınava girerken bildiğim tek şey bir öğrencinin dahiliyeyi gerçekten bilerek geçme olasılığı sıfıra yakın.
sen geçemezsin dahiliyeyi. anca hocaların yardım ederse geçersin.

sözlüme giren onkocu yüzünden, ne çalışabildiğim ne de uyuyabildiğim bir gece yaşamıştım.
yanında girecek nefrocu sayesinde rahatladığım, sözlünün kolay geçmesine rağmen zorluğu ile kafamda yer eden deli stajdır.

kaan tangöze'nin "bekle dedi gitti" şarkısını bilirsiniz.
"ölüm gibi bir şey oldu ama kimse ölmedi" der bi yerde.
ha işte o ölüm gibi bir şey olan dahiliyedir benim gözümde.
ve bu şarkıyı ne zaman dinlesem aklıma dahiliye gelir.
  • /
  • 3

içerik kuralları - iletişim