heparin

açık kalp cerrahisinin olmazsa olmazı, antikoagülanların babası molekül. 1916 yılında bulunmasının yanında ilginç olan şudur ki; jay mclean'in heparini 26 yaşında bulmuştur. 26 yaşında tus ile uğraşan doktorlarımızı düşününce üzücü.
standart molekül ağırlıklı heparin kullanımında takibi aptt ile yapılır. dmah kullanımında ise takip gerekmez.
vücutta bulunan doğal antikoagülanlardan olan antitrombin 3'ün aktivitesini artırarak etki gösteren antikoagülan ilaçtır.en önemli yan etkisi tahmin edileceği üzere hemorajidir. unfraksiyonel heparin ve düşük molekül ağırlıklı heparin olmak üzere 2 grubu vardır.günümüzde hem biyoyararlanımının hem yarılanma ömrünün daha uzun olması nedeniyle dmah'lar kullanılmaktadır.özellikle gebe hastalarda kullanılabilmesi büyük avantajdır.

heparin doz aşımında protamin sülfat kullanılmaktadır. ancak protamin sülfat somon balığının sperminden üretildiği için deniz ürünleri alerjisi olan kişilerde anafilaktik reaksiyona yol açabilir.
organik oldugu icin cabuk degrade olur. hemogram icin kullanilan mor kapakli tuplerde genellikle baska bir antikoagulan olan edta kullanilir.

ps. bazen citrate da kullaniliyormus. hic gormedim oylesini. rna calisacaksaniz qiagen'in pax blood collection tube diye biseyi var (hic denemedim), kani tupe aldiginiz anda intracellular rna stabilizasyonu sagliyormus. varsa aranizda arastirmaci olacak olan, bu da boyle bir bilgidir.
kan gazı alacaksındır ama kan gazı enjektörü bitmiştir hemen enjektörünü alır heparinle yıkama yaparsın.
damar yolu açılamayan hastaya katater takılmıştır ve senin kan alman gerekir kanı aldıktan sonra heparin verirsin.
bir intörn olarak kullanım endikasyonlarım bu ikisinden ibaret
yüksek negatif yüklü konjuge polisakkarid yapıda bir moleküldür. tek başına antikoagülan etkisi zayıftır. antitrombin 3 ile birleşip antitrombin 3'ün trombini uzaklaştırma yeteneğini bin kata kadar artırarak etkisini gösterir.

içerik kuralları - iletişim