kedi – Tıbbiyeli Sözlük
Yıllar önce beslediğim hayvan. İki yavru kardeşti bunlar anneleri ölmüştü ve yapayalnız kalmışlardı. Ölmüş annelerinin yanından ayrılmadıkları ve sütünden içtikleri için ikisinin de gözü iltihap bağlamıştı, önlerini görmüyorlardı gidip gidip duvara tosluyorlardı.Annelerini arıyorlardı sürekli miyavlıyorlardı. Bizde miyavlamasınlar diye uyudukları yere bi sıcak su torbası bşr de saat koymuştuk annelerinin kalp atışı zannetsinler diye. Biberonla besliyorduk sütlerine tereyağı katıyorduk. Bir tanesi irice bir tanesi de çok zayıftı üstüne üstlük pirelilerdi. Ben zayıf olanın ölmesini beklerken iri olan öldü. Zayıf olan kaldı öylece ortada. O zamanlar üzüm meyvesini çok sevdiğim için adını üzüm koymuştum. Bizimki hem yavru hem yapayalnız hem de bahçedeki kedilerden farklı renkte olduğu için diğer kediler bunu hep dövdü. Yanından geçtikçe buna pati atıyorlardı bizimkide o zamanlar kör koklayarak yanaşmaya çalışıyordu. Gel zaman git zaman biz bunun gözüne ilaç sürmeye başladık şükür ki açıldı artık duvarlara toslamadan yürüyebiliyordu. Amma velakin dedim ya sürekli dışlanıyor ve dayak yiyordu. Bir gün gece bahçeye köpek gelmiş artık ne yaptı buna bilmiyorum ertesi gün ben üzümü arıyorum arıyorum yok ortalıklarda. Sonra bi baktım bahçe kapısının arkasına saklanmış patileriyle yüzünü kapatmış ağlıyo. Bildiğiniz ağlıyor hayvancık. Kafasını kaldırmaya çalıştım kaldırmıyor. İnliyor, ağlıyor gittim anneme söyledim annem geldi bizimkini aldı kucağına bebek gibi güzel sözler söylemeye başladı okşadı öptü. Hayvancık annemin kucağında öyle uyuyakaldı. Uyandıktan sonra artık eskisi gibiydi etrafta koşturup duruyordu. Velhasıl kelam anlatmak istediğim hayvan deyip de geçmemek gerek. Bir yavru kedinin nasıl insan yavrusu sevgiye muhtaçsa öyle muhtaç olduğunu bizzat deneyimledik. Bir tatlı sözün canlıyı nasıl iyileştirdiğini gördük. Birbirimize, insan yavrularına da güzel davranmalıyız. Biz de tıpkı üzüm gibiyiz. Sevgiye muhtacız...