tıp öğrencilerinin çoğunun idealist olmaması – Tıbbiyeli Sözlük
tıp tutturamamış bir yazar beyanı...



onca mühendis var ülkede üretim yerlerde ekonomi ortada,oysa sağlık sektörü tıp turizm ile ülkeye döviz getirmeye devam ediyor...



şu ana kadar hiç bir türk mühendisinde kaymak tabaka hariç az maaşla kölelik yaptığı dışında bir şey ne gördüm ne duydum,tutmuş kendini hekimle koyaslıyorlar(yukardan bakmak değil bu)



kısaca tıpçının nöbette uyuduğu kadar mühendisin çalışmışlığı vardır...
Çoğu yazar arkadaşımın da belirttiği gibi "türkiye'de" yaşıyoruz.
Bu konuyu her düşündüğümde aklıma devrim arabaları filmindeki efsane replik gelir:
"Bu ülkede hiçbir başarı cezasız kalmaz."
Tıpta bir laf vardır. i fucked my life to save yours

Katılmadığım önerme. İnsanların bi meslek grubuna idealizm adı altında tahakküm kurmasından hoşlanmıyorum çünkü. Ve çünkü bizim mesleğimizde idealizm kadar önemli olan bir şey her zaman gözardı ediliyor, o da fedakarlık.

Hiçkimse bilip bilmeden hekimliğe devlet memurluğunu yakıştırmasın çünkü yazdığımız reçeteler kaşeli kırtasiye çöpleri değil.
Nedir yahu bu idealizm? Meslekte kıdemlenmek, makale yazmak, kitap yazmak, medyatik olmak mı? Lütfen biraz gerçekçi olalım ülkemizde tıp bilimi ve şifa iki ayrı uçta. Bir bilimsel araştırmaya fon bulun bakalım bulabiliyorsanız. Neden türk doktorların keşifleri hep yabancı üniversiteler menşeili? Çünkü ülkemizde kamburumuz çıkıyor iş yükünün ağırlığı ve halkın devlet desteğiyle tepemize binmesi yüzünden. Ülkemizdeki sağlık bilimi yokluğunu tıp 1. Sınıfından interne, pratisyenden profesöre kadar hiçkimsenin omzuna yükleyemezsiniz.

İdealizmin bireyselliği gözardı edilip şunu bunu yapmazsan idealist değilsin söylemleri harbiden midemi bulandırıyor. Bu tiplerin ağzı torba değil ki büzesin.
Biz sizin bize idealist demeniz için yeterli kademeye gelememiş olabiliriz ama size dakikalarca kalp masajı yapan biziz. Kırık kolunuzu bacağınızı düzelten biziz. Çocuğunuzu doğurtan, çocuğunuzun ateşini düşüren, çocuğunuzun belki istismar edildiğini bildiren biziz. Vs vs. Yaklaşık 30 tane branşın her biri sizin ruh ve beden sağlığı için.
Hayatınızda hiç hesap yapıyor musunuz acaba 1 pratisyen hekim kaç hastayı iyileştiriyor meslek hayatı boyunca? Hiç düşünmediğiniz şeylerle ahkam kesiyorsunuz.
Hiç düşünmediğiniz şey de her birimizin 1 hayatı varken onu da size harcıyor oluşumuz. Bir de kolay para kazanıyormuşuz. Bu arkadaşlar 1 hafta hastanın, avukatın, medyanın açığını arayıp tepesine bindiği bi doktor olsunlar bakalım. Obez kadın hastanın üretrasını bulup sonda takıp işetmeye çalışsınlar mesela.

Herkes biraz da dönüp kendine bakacak. Bilimi biraz da a101de satış sorumlusu olan gıda mühendisine sorun bakalım. Oyun bağımlısı bilgisayar mühendislerine, proje yapacam diye üç kuruş para alıp olmayacak yerlere bina, demiryolu onayı veren inşaat mühendislerine sorun.

Sonuç olarak bizim ülkemizde mesleğimi seviyorum demek bile idealistliktir. Hiçbir kitabı olmayan hocanın öğrencileriyle bağ kurması idealistliktir. Hiçbir uzmanlığı olmayan düz doktorun minnetle ellerine sarılan 1 hastasının olması idealizmdir.
"Meslek garantisi"nin garanti olarak hayatından çalacağını bile bile bu mesleği yapmak idealizmdir.
İdealist olmak, bence en başta azim ve hayal gücü birlikteliğine sahip olmaktır. Azim her ne kadar ilk basamağı teşkil etse de hayal gücünün asla ayrı durmadığını düşünürüm. Çünkü azmi zinde tutan şey bir yerde hayallerdir.



Tıp öğrencilerinin hangi amaçla tıp okuduğunun araştırılması neticesinde, eğer "maddi kaygılar ve rahat yaşam isteği" yüzde olarak ekseriyet taşırsa; tıp fakültesi öğrencilerinin çoğunlukla idealist olmadığı gerçeği düşünülebilir. (Gerçi bu amaç da bir çeşit idealistlik sayılabilir. Ancak bizim anladigimiz müspet manaya uymadığından idealist değildir diyorum.)



Ancak bu tartışma bir yana, şöyle bir problem var: İdealistlik her şart altında başarmak mıdır, yoksa uygun şartlar varolduğu takdirde başarıya ulaşma çabası mıdır?



iki doktor adayı olduğumuzu farzedelim. Birimiz ABD birimiz Türkiye'de okuyoruz. Aynı mevkiye ulaştığımız düşünülürse, Bulunduğumuz mevkiye gelmek için harcadığımız emek ve çaba ikimizin de ayrı ayrı idealist olduğunu gösterir mi? Bence evet. Ancak -bireysel problemler eş geçilirse- ikimizin de aynı yolu yürüdüğümüzü söyleyebilir miyiz? Bence hayır.



Her doktorun bir parça idealist olması gerektiğini düşünüyorum. Burası doğru. Çünkü sadece Mevki, uzmanlik, akademsiyenlik elde etmek için değil; uğraşılan kutsal meslek gereği her doktorun kendi mesleğini icra edebilme adına idealist ve bundan daha önemlisi vicdan sahibi olması gerekiyor. Salt isteği Kolay para kazanmak ya da rahat yasamak olanın da insan hayatına dokunduğunun bilincinde olması önem arz ediyor.



Diğer taraftan idealist olan kişi sayısı toplumda her zaman az orandadır. Bu yüzden önemli olan idealist insanları fikren öldürmemek ve Neşet edebileceği bir ortam sunabilmektir. Yürüdüğünüz yol sizi bir an önce istediğiniz hedefe ulaştırmasa da; tali yollardan ayrılmış, dümdüz bir otoban olması gerektiği de muhakkak. Bu tali yollar, çukurlar sizin maddi gücünüz, aile ilişkileriniz ve sosyal durumunuz dahil pek çok şeyle irtibatlı.



Diyeceğim o ki eğer idealist bir insansanız bu ülkede buna tutunmak bazen insanüstü bir emek harcamak manasına geliyor. Size hayal gücü verebilecek insanlarla beraber olun. Mesleğinize ve idealinize sımsıkı tutunurken bir gün kopma noktasına geldiğinizde sizi tekrar bağlayacak hobileriniz, ilişkileriniz, farklılıklarınız olsun.



Elit olun. Elit olmak için idealist olun. Fildişi kulede yaşayıp insanları hor görmek için değil, okumuş bir insan olarak girdiğiniz düşünce girdaplarından boğulmadan kurtulabilmek ve üretebilmek için...
Ülkemizdeki eğitim sistemi veya en basitinden anne babamız bizim önümüze sürekli bir baraj. Tabiki bu baraj bazılarını koruyor serbest dünyada hayatta kalamayacaklar için hayat kurtarıcı. Ama aynı baraj gözükara ve yükseklerde olan için bir set. Dalgalar defalarca sizi yıldırıyor sizi desteklicek sadece kendinizsiniz ama kendiniz bile bi yerden sonra "garanticiliğin" kölesi oluyorsunuz. Yeni fikirlere açık bir millet değiliz risk almayı sevmiyoruz. Şu fakülteye gelen ögrencilerin hepsi seçilmiş ögrenciler içlerinde inanılmaz bir enerji ve fikirlerle geliyorlar. Ama 6 yıl dostlar. Basit bir adam yaralama yada cinayet de yatacagınız süre nerdeyse. Herşeyi alıp götürüyor o gün ışıgının girmediği kütüphanelerde tadı bayat kahvelerle
tıp dışında her şeyi idealim olarak belirleyebilirim. ama tıp, doktorluk benim için sadece maddi gelir kapısı. ideallerimi gerçekleştirmem için beni fonlayan bir unsur.



doktor olduğum için işimi iyi yapmam gerekir fakat doktor oldum diye başka bir şey olmayacağım anlamına gelmemeli bu. hem ne derler bilirsiniz: tıp fakültesinden her şey çıkar arada bir de doktor çıkar. o arada bir çıkan tayfa kendini bi bok sanmıyor mu ben de buna tutuluyorum buyur.



herkes kendi çöplüğünde idealist olsa da başkalarının çöplüğüne tükürmese keşke.
burada tıp fakültelerindeki eğitim sisteminden başlayıp birçok şeyi eleştirmek isterdim ancak bu kez eleştiri oklarını kendimize doğrultmalıyız sanırım. bulunduğumuz durumda olmamızın tek nedeni bence ideal gibi soyut kavramlar yerine, kişiler ve olaylar gibi somut kavramlara odaklanmamız
doktorların her gün hakarete ve şiddete maruz kaldığı bi ülkede,ortalıkta intihar sınırında yaşayan binlerce doktor varken,doktor maaşları,malpraktis yasaları ortadayken sen neyin idealizminden bahsediyorsun?O idealizim dediğin fakültede olur eninde sonunda sancılı bir şekilde realizmi göreceksin bu ülkede kalıyorsan