sözlükçülerin rüyaları – Tıbbiyeli Sözlük
sonra beni ortak lavabo-abdesthane gibi bir yere götürüyorlar :d normalde herkesin kendi banyosu lavabosu var öyle bir yer yok. birkaç kişi etrafımda toplanmış. bir çocuk after they installed these two shower heads, there is always paranormal incidents going on here diyor. biri de hepsi psikolojik olmasın şu anki olay da dahil diyor. düşünüyorum acaba psikolojik mi şu an diye.

bu aslında dünkü olaya benziyor çünkü dün yangın alarmı sadece bir sigaradan ötmüştü ve bu cümleyi ben demiştim her şey şu iki detector takıldiktan sonra oldu diye.

neyse, sırtımı ovmaya devam ediyorlar. ve acı da devam ediyor. musluğu açıyorlar. aa mantıklı daha hiç yüzümü yikamadim belki iyi gelir diye düşünüyorum.
tam yüzümü yıkayacak ki, tüm görüntü gidiyor ve gözüme çok kısa bir süreliğine süslü bir kart geliyor.
kartta, "menzil tarikatinin gösterisini izlediniz" gibi bir şeyler yazıyor ve uyanıyorum..

bu sefer cidden uyandım galiba diye düşünüyor ve bunları yazıyorum..
bu varlığa doğru yumruk sallayınca da o taraftaki aci azalıyor. ama şerefsiz hemen çok hızlı bir şekilde farkli tarafa geçip o tarafa dayanılmaz bir ağrı sokuyor. bismillahi lezzi, Ayetel Kürsi vs okuyorum hiçbir şey fayda etmiyor.
en son yere düşecek gibi oluyorum ağrıdan. zaten ayakta zar zor duruyorum ikide bir düşüyorum da bir yerlere tutunuyorum tam düşüşten önce.

yatağıma bakınca bir dakika önce kalktığım yatağımın tamamen dağılmış üstüne bir şeyler atılmış olarak görüyorum. aklıma dün hayatında hiç metafizik olaya şahit olmadığını söyleyen arkadaşım geliyor ve bu yatak direk fiziksel bir şey olduğu için yarın ona söyleyecem diye geciyor.

sonra, ya Allah ya cebbar çekiyorum. ama diyorum ki bunlar doğru isim değil şu an için ya Settar cekmem lazım. (o an ya Settar aklıma koruyucu olarak geliyordu ama şu an hatırlıyorum ki ya hafiz çekmem lazımdı Settar örten demek ve aslında bu aralar benim de günahları örtmek ve bunları hep saklamanın insanı biraz acaba ikiyüzlülüğe mi ittiğine dair bir şeyler geçiyordu, dolayısıyla çok örtmüyordum Allah affetsin. acaba ya Settar'a sarıl günahlarını ört mesajı mi vardı rüyada bilmiyorum)

hatta aklıma YouTube'dan şu Esma zikrini açmak geliyor çünkü orda ya Settar ya Settar ya Settar ya Allah geçiyordu yanlış değilsem. video



ama aklımda şu videodaki pp üstteki video için kalmış. video



ama telefona yaklaşmaya çalışınca bu reis çıldırıyor hiç istemiyor ve acıyı aşırı fazla arttırıyor. yine yere düşecek gibi oluyorum dizlerimin üstüne çöküyorum. o anda meded ya Veysel Karani diyorum. acı biraz hafifliyor. sonra Abdülkadir Geylani demem lazımdı diye düşünüyor ve meded ya Karani meded ya Geylani diyorum acı baya hafifliyor. acı hafifleyince artık yeter gerekirse diğerlerini uyandırıyorum diyor ve odadan nerdeyse kaçıyorum. dışarı çıkınca yan odada/dairede kalan kız da aynı anda çıkacak ama beni görünce çıkmıyor daha pantalonunu tam giymemiş erken olduğu için. sonra takmayip yine de çıkıyor pantalonu yarı giymis üst tarafta tayt olduğu bir şekilde.

ben onu çok takmıyorum diğerlerini uyandirayim diyorum ki, o anda çoğu da odalarından çıkmaya başlıyor. bunların okul vakti beraber galiba, aynı trene felan biniyorlar diye düşünüyorum. anlatmaya başlıyorum biri belimi ovsun diyorum. hâlâ acı var çünkü. önce tanidigim bir iki kişi ovuyor. üzerimde beyaz-gri aşırı kalın kış kazağım var. diyorum ki kesinlikle garip bir şeyler oluyor. biri are you sure diye soruyor bro I literally woke up at downstairs diyorum. I'm sure I was sleeping here and I fucking woke up at downstairs diyorum. ,(çevirmek istemiyorum çünkü rüyayı olabildiğince tamı tamına kaydetmek istiyorum)
ananı avradiniiiii

aşırı gerçekçiydi bilincim aşırı açıktı what the fuckkk
uyanır uyanmaz telefonu açıp bunu yazabiliyorum zaten uyanık gibiydim normal rüyalarda uyanınca uykulu oluyorum hâlâ ama bu öyle değildi.
korkunç sonlu..


en son uyuyordum. kalkiyordum. kalkınca telefonumda mesaj görüyorum. peder aramış birkaç kere ve bir tanıdık mesaj atmış okul fiyatları ile ilgili. ben gerek yok diye mesaj atıyorum, online olduğumu görünce arıyor ama ben yeni uyandigimdan yeni uyandım sonra konusak diye mesaj atıyorum, kapatıyorum.

sonra, fark ediyorum ki ben kendi odamda değilim. uyuduğum yerde değilim. what the fuck oluyorum. ayağa kalkıyorum. millet var, onlar uyuyor. hepsi erkek. telefonu alip araya çıkıyorum. kaldığım yerin Suleymancilar olduğunu anlıyorum mavi takke ve beyaz gömlekten. birkaç kişi uyanık. yaşlı bir kadın ağlıyor gibi, diko adlı eulu bir erkek bir de iki Süleymanci beyaz gömlek mavi takke. bunlara diyorum ki ben burda uyumuyordum onlar da diyor ki buna benzer olaylar oldu daha önce. belki biri şaka yapıyordur. o an aklımdan bu Süleymancilar zihnimle oynayıp acaba benim haberim olmadan beni oraya mı getirdiler diye geçiyor. benim de bu zihin manipülasyonunu öğrenmem lazım diye aklımdan geçiyor. çünkü uyurgezerlik diye bir olayım yok ve bilincim çok açıktı.

bir yerlerden yine parti sesi geliyor ama bu sefer partide Gülpembe çalıyor. yukariya, kendi katima çıkınca İngiliz arkadaşimi görüyorum. sesi o da duyuyor. beni gorunce başlıyoruz beraber Gülpembe'yi söylemeye. karışık kısımları o söyleyemiyor ama sen gülünce güller açar Gülpembe kısmını iyi söylüyor. ben de söylüyorum sarılıyoruz sonra odama gidiyorum.

uyumaya çalışıyorum yine. bir yerlerden, ikide bir kapıdan ses geliyor. önce umursamıyorum. rüzgardır diyorum ama içten içe her kapının sıkı sıkı kapalı olduğunu iyi biliyorum. başka varliklarsa da seyimde değil uyumam lazım diyorum. diyorum ama bir kere ürperiyorum pustlarin sesi çok gelince. hatta acaba arkadaşlar kapıyı mi çalıyor diye düşünüyorum. sonra, o anda karabasan hissine yakın bir his geliyor. aha karabasan geliyor diyorum ayağa kalkıyorum. kapıyı biri mi çalıyor diye kontrol ediyorum ve kimse yok. sirtimin sol tarafında bir acı var (şu an hâlâ ciddi ciddi ora sızlıyor baya) acı gittikçe artıyor ve ben o varlığı hissediyorum açık açık ve hem sure okumaya hem de acının olduğu tarafa doğru yumruk savurmaya başlıyorum ama çok hızlı kaçıyor pic.

normalde kaç karabasanda bildiğin gelen varlığa yumruk sallayarak kacip gittiklerini biliyorum. eskiden çok karabasan olurdu. ama manevi güçlülesince durmuştu. bir ara, tanımadık bir yerde kalınca çok zayıf bir varlık denemisti ama içimden gülmüştüm bu beni tanımıyor diye. eline öyle bir yumruk atmıştım ki uçarak vinn diye kaçmıştı.
tam hatırlamıyorum. şimdi Instagram'da önüme Kâbe çıkınca aklima geldi. çok ayrıntılı bir rüyaydı keşke uyanır uyanmaz yazsaydim.

önce bir yanlış mı yapıyordum yoksa bu aralar yaptığım yanlışlardan dolayı mı bir pişmanlık çekiyordum ne. bir gezideydik. ben Kâbe'ye de gideceğimizi bilmiyordum. birden önüme Kâbe çıkıyordu. hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlıyordum. ağlamama da seviniyordum uzun süredir kurumuş kalbim belki bu gözyaşlarıyla yeniden yeşerir gibi bir şey geçiyordu icimden. ama atmosfer çok farklıydı. yani önceden rüyamda bilsem Kâbe'ye gidecez zaten ağlamaya hazır ve hatta şartlı olurdum ama birden kendimi Kâbe'de bulup o atmosferde hemen nefes alışverişlerim hızlanıp kendimi çok kutsal bir yerde hissedince atmosferin orada ne kadar farklı olduğuna emin oldum. sonra ağlamakla karışık Allah Allah zikrine başladım yine. kendi sesimden uyandım kendimi Allah Allah derken buldum ama çok yorgundum geri uyudum.

on binlerce kez belki Kâbe'yi sosyal medyada görmüş olsam bile o zemzem tower gibi saygısız, uzun, insanların Kâbe'yi ayakları altlarında görmesine sebep olan binalar beni çok sinirlendirse bile sosyal medyada göre göre ülfet olduğundan çok fazla etkilenmeyecegimi düşünüyorduysam bile rüyalarımda orada olunca çok etkileniyorum.

insha'Allah gerçek (belki de rüya) hayatta da görmek orada ibadet etmek nasip olur.
video

şu videoyu bir sene önce izlemiştim. ordan mı bilinçaltımda kaldı acaba.

neyse bu adama hep ıskalayınca (çok hızlı hareket ediyordu) başka bir eli silahlıya sıktım. onu da ıskaladım ama benim sıktığımı fark etti. sen bana mı sıktın dedi. ben de AA pardon pardon yanlışlıkla oldu namludan bakınca tam ayırt edemedim dedim adam siklemedi koşup başka yere gitti. belki de elimdeki silahtan korktu ama şarjörüm bitti.

geri binanın önüne geldim. ne oluyor ne oluyor diye toplananlara sordum. kimse bir şey bilmiyordu. bir adam şeriat kalkışması var bu iş bitti artık yeter dedi.(tr'ye yeter diyor) ben böyle şeriat kalkışması mı olur aw dedim.

kimsenin bir bok bilmediğini anlayınca yukarı çıkıp telefonumdan haberlere bakmam lazım dedim. çıkarken beni durdurdu biri. zaten misafirdim ben orda. kadınlar giyiniyorlarmış galiba girmeme izin vermedi. kendisi de telefonla konuşuyordu. ve rüya ne olduğunu anlayamadan bitti.
film gibi rüya görüyordum çok çarpıcı ve korkutucuydu. Diyarbakır'daydim. vefat etmiş babaannemin evinde bağlardaydım. sonra aşağıdan sesler gelince pencereden aşağı baktım. gıdım ilerlemeyen trafik ve sivil araçların içerisinde uzun namlulu silahlı polisler gördüm. sıkış sıkış kucak kucağa oturmuslardi. arabanın içine ne kadar sigilabilecekse sığdırılmış gibiydiler.

ben pencereden bakınca çok sıkıntılı ve stresli olduğu anlaşılan bir kadın polisle göz göze geldik. benim bakmamdan bile korkuyor tedirgin oluyordu. sonra ilerde silah sesleri duyuldu. babaannemin binasına da bir şey oldu bir tarafları çöktü biz korkuyla aşağı indik. aşağı inince polislerin çoğu öldürülmüştü.

ben hemen ölen bir polisin uzun namlulu silahını alıp ortamı gözlemeye başladım. bazı polisler bir dükkanın içine sığınıp mevzi yapmaya başlamışlardı. bazıları da yardırıp içerde kim varsa sıkıyordu. polislere sıkanların tipleri hiç hoşuma gitmedi. polisler üniformalı olduğu için sokağa çıktıkları gibi öldürülüyorlardı. ben ise elimde uzun namlulu silahla onlara sıkanların sağ çaprazında duruyordum.

dayanamadım. içeriye sığınmış olan polislere sıkan en az üç kişiye sıkıp öldürdüm. öyle cehennem gibiydi ki kimse benim sıktığımı fark etmedi. ben de etmesinler diye elimden geleni yapıyordum zaten. bir tanesi hâlâ ısrarla hiçbir şey yapmayıp sadece yaşamaya çalışan polislere sıkıyordu. ona da birkaç kurşun attım ama hep ıskaladım. bu sıkan adam Tahir elçiyi öldüren adamlardan birine benziyordu şimdi yazarken fark ettim. yani kendisi de polise çok benziyordu.
geceydi uyuyordum. birisi dış kapıyı çok sert açıyordu hırsız mi aw diye uyaniyordum. sonra önce bağırmaya çalışıyordum sesim çıkmıyordu. sonra kişiyi tanıyordum çok kusura bakmayın ya felan diyordu. sonra telefondan mesajlara vs bakıyordum hatta ben bu gruptan çıkmamış mıydım aw dediğim bir gruptan da mesaj gelmişti. sonra bari kalktım bu telefonu şarja koyayım dedim. sonra gerçek hayatta kalktım ve telefonu şarja koyuyorum şu an wtf
Babaannemi görüyordum. Birkaç gün önce vefat etti. Yanıma gelip dertli dertli bir şeyler anlatıyordu Kürtçe. Rüya olduğunu hissediyordum hiçbir şey demiyor sadece dinliyordum. Uzunca bir süre anlattıktan sonra benim Kürtçe bilmediğim aklına geldi babaannemin. Sessizleşti. Türkçe sen Sabriye'yi tanıyor musun dedi. Ben anlattıklarını anlamadığım ortaya çıkmasın, üzülmesin diye tabi tanıyorum dedim. Türkçe konuşmayı çok sevmez, bilmez, yorulur babaannem. Hem kendi torunlarıyla farklı bir dilde konuşmak zoruna gidiyor olmalı. Dolayısıyla artık daha fazla konuşmadı. Bir fotoğrafımızı çek belki bir şey olur dedi. Evet dedim büyükanne bir bakarsın ben giderim bu dünyadan, fâni dünya dedim cevap vermedi. O da belki hissediyordu rüya olduğunu onun zaten gitmiş olduğunu. Fotoğraf çektik. Dik dur büyükanne dedim duramadı. Biraz zaman sonra kardiyak arrest oluyordu. Yapılacak çok bir şey olmadığını biliyordum. Zaten çok uzaklaştığım dilimle, memleketimle en güçlü bir bağım koptu gibi hissettim canım acıdı. Hiç kimseye muhtaç olmadan, ele ayağa düşmeden, her işini kendi yapıp kimsenin minnetini çekmeyen ve Kürtçeyi gerçek manada yaşayan bir kadın geçti bu dünyadan diye düşündüm. Bir gün Kürtçe öğrenip onla Kürtçe konuşma isteğim de öldü. Mutlu olurdu. Küçükken bir şeyler öğrenip onla konuşmaya çalıştığımda mutlu oluyordu.
Bir yerdeyim masalarda çok ciddi bir şekilde eyalet sistemi tartışılıyor. Sonra bir yere gidiyoruz. Yerlerde dehşetli yılanımsı ama çok yer kaplayan bir hayvan var ama insanlar onun nasıl zehirli nasıl tehlikeli olduğunu bilmiyor. Ben görünce elime bir baston gibi bir şey alıp kafasına kafasına vuruyorum. Millet bu zehirli mi deyince evet vurun kafasına diyorum. Sonra iyice baygınlaştığından emin olunca bir delik açıyorum kan boşalmaya başlıyor. içindeki hava da kanla çıkınca birden bizim olduğumuz yerin tersi tarafına bir akıntı onu denizin en derinlerine götürüyor. O suyun içinde biz sabit kalıyoruz ama onun havası çıkar çıkmaz müthiş bir süratla gözden kayboluyor.
Dün gece okyanus kıyısında kızlarla yüzüyoruz rüyamda. Beton bi kısım var orada da boyum kadar atlas filan dizili plaj terlikleri güneş kremleri ve havluların yanında. Neyse tam kıyıya çıktığımda dev mancınık gibi bir şeyden neredeyse bir ev büyüklüğünde yuvarlak bir cisim fırlatıyorlar bütün su sıçrıyor dışarı.. insanlar ölüyor bağırış çağırış kan kıyamet.. o arada atlaslar ıslandı diye geri dönmeye çalışıyorum.. gram da abartım yok aynen bu şekil bir rüya.. sonra anons geçiliyor x ülkesi deney yapıyormuş da cartmış da curtmuş da.. alarm veriliyor. Cidden pes artık iliğimiz kurudu..