Müzeden çıkıp kendime bir kahve ısmarlamak için yürürken gördüğüm bir kafeye oturuyorum. Bu haftasonu osman hamdi bey’e doydum diyebilirim. Yunanca hoş şarkılar çalıyor, nostaljik bir hava yaratılmış. Yakışıklı bir garsonları var, lattesi pek güzel değil ama ortamı sevdim. Arkadaşımla konuşuyorum telefonda, ilk günümde bölümümde bir asistan vefat etti. Tatsız bir başlangıç oldu diyorum, klinikteki herkes tatsız. Ben de öyle insanlarla tanışasım bile gelmiyor cenaze evi gibi. 2 yıl tek başıma küçük kliniğimde amir olarak çalıştıktan sonra insanların egosunu çekmek zor gelecek gibi diyorum. Sürekli kıdem muhabbeti, uzaklaşmışım üniversite ortamından garibime gidiyor. Epey yoğun bir yer ayrıca. Alışırsın diyor bu ışıltılı hayatı sen seçtin. Etrafa bakıyorum gülümsüyorum. Kafenin her tarafına minik ışıklardan süslemeler yerleştirmişler. Renkli ve sarı yanıp sönüyorlar. Evet diyorum gözlerim ışıltılarda, ben seçtim haklısın. Uzun süre ışıkları izliyorum, taksimde binaların arasında ne kadar görebilirsem o kadar görebildiğim gökyüzüne bakıyorum. Bir mutluluk yayılıyor içime. Alışırım.
"Burjuva korkaktır. Yaşamaktan korkar."
Burjuva olmamama rağmen Yaşamaya korktuklarımın haddi hesabı yokmuş gibi bir gece...
Kendime Yaşa gitsin bırak artık diye bağırmaktan yorulmuşum gibi bir gece...
Net olmayan insanlara tahammülüm yokken karşıma ilk defa çok net biri çıkmış, ne yapacağımı şaşırmışım gibi bir gece...
Asla rol yapamadığımı anlıyormuşum gibi bir gece,
İlişki fobim olduğunu ilk kez başkasından duyuyormuşum, bu kadar anlayışa nasıl dayanacağımı bilmiyormuşum gibi bir gece... eksik şeyi biliyor, görüyor, ama yine de ondan köşe bucak kaçıyormuşum gibi... bunlar yetmezmiş gibi bir de üstüne geç kalmaktan da korkuyormuşum gibi... hayat zor değilmiş gibi her şeyi daha da zorlaştırıyormuşum, hayalperestliğin sınırlarını zorluyormuşum, ama tahammülüm de git gide azalıyormuş gibi...
Tahammülsüzüm çünkü insanlarda kendimi görmek hiç hoşuma gitmiyor. Aynı yerde çalıştığımız bir doktor abi var, sürekli yapamadıklarından yakınıyor, boşanmış. kaldım yarım, gittim yarım, her işim yarım anlatıyor. Bana kendini anlattıkça irrite oluyorum, rahatsızlığımın sebebini sonradan fark ediyorum. Adama o kadar çok benziyorum ki, onun gibi her şeyi yarım bırakan mutsuz biri olmaktan korkuyorum. Ölümden de yaşamayı becerememekten korktuğum için korkuyorum. Kendimi ele veriyorum, korkularımı direkt anlatamıyorum. Ben bir şeyler anlatıyorum sonradan fark ediyorum. boş yere anlatmamışım aslında anlaşılmak istiyorum. Eşşek kadar kız oldun, daha neyden korkuyorsun?
"Burjuva korkaktır. Yaşamaktan korkar."